13 Mayıs 2008 Salı

Gitsem mi, gitmesem mi?

Osman bu akşam Burgaz'da yemek olduğunu söylediğinden beri kararsızdım. Gitsem mi, gitmesem mi? Tam da Zeyno'nun uyku saati; acaba huzursuz olur mu? Ya eve dönünce gece uyuyamazsa? Düşündüm, düşündüm ama sonunda Osman'ın rahatlatıcı desteği ve annemden yediğim fırçayla gitmeye karar verdim. "Biz sizi dışarlarda, gezmelerde büyüttük. Artık koca kız oldu Zeynep. Hem bütün yaz boyunca akşam 8'de evde mi olacaksın?" diye fırça çekti annem. Aslında haklı da. Daha yaz tatili var önümüzde. Alışması lazım Zeyno'nun yavaş yavaş bizim tempomuza.
Yemeğe katılacak diğer kişilerle buluşup, saat 19:00 gibi geçtik Burgaz'a. Önce iskeleye yürüyerek birkaç dakika mesafedeki Sait Faik'in evini gezdik. Zeyno çıkışta mıkırdanmaya başlayınca, diğerleri evden çıkana kadar, hemen oracıkta yediriverdim O'nun yemeğini. Bir büyük kavanoz türlüyü ekmek içiyle mideye indirince rahatladı küçükhanım. Ardından tayfa faytonlarla, biz de muhtardan torpilli olarak polis arabasıyla Kalpazankaya'ya gittik. Eteğinden yakaladığımız günbatımını, çaylarımızı yudumlayarak seyrettik. Dönüşte polis arabasını kullanan polise telefonla ulaşılamayınca biz de kapıda bekleyen faytonlardan birine attık kendimizi. Zeyno ilk kez faytona bindi ama maalesef uykunun ağırlığına dayanmaya çalışan gözkapakları faytonun sallantısıyla kapanıverince pek de anlayamadı nerede olduğunu. Saat 08:30 gibi yemek için Öğretmenevi'ndeydik. Ben ordövr tabağımı bitirene kadar uykuya devam etti Zeyno ve sonra uyanıverdi. İşte günlük rutinin bozulduğu an da bu oldu. Zeyno evde de, akşam uykusuna yattıktan yaklaşık yarım saat kadar sonra uyanıyor ama biraz pışpışlayınca ya da biraz daha emzirince tekrar uykuya dalıveriyor. Burada öyle olmadı tabii. Aslında uyandığı iyi de oldu çünkü daha pijamalarını giymemişti. Biraz masada bizimle oturduktan sonra altını değiştirip, pijamalarını giydirdik. Saat 10:30'da biz kalkana kadar uyumadı. Masadaki meyvelerin tadına bakıp, etrafına gülücükler saçtı. Ben "acaba bu gece nasıl uyuyacak?" diye düşünürken, kalktığımızda, daha arabasına koyarkoymaz kapadı gözlerini. Vapura yürüyene kadar, vapurda, eve yürüyene kadar ve hatta merdivenlerde uyudu. Eve adımımızı atar atmaz uyandı ama ben hemen odada emzirmeye başlayınca tekrar dalıverdi uykuya. Sonuçta korktuğum olmadı. Sadece bu gece 1 saat kadar geç uyudu. Ama ilk kez faytona bindi, günbatımını seyretti. Ben de anladım ki, tedbirli olduktan sonra akşam yapılacak dışarı gezmeleri sorun değilmiş. En azından şimdilik....
Bu arada haftanın aktivitesi "bahar". Niyetim Zeyno'nun ayaklarını çimlerle buluşturmaktı. Ama havalar soğuk gidiyor ve meteorolojiye göre de böyle devam edecek. Bir bahar akşamı, yüzünü rüzgara dönüp günbatımını seyretmek bir bahar aktivitesi olarak kabul edilir mi acaba? Bence evet. Bakınız foto :))

4 yorum:

KEO dedi ki...

Fotoğraf çok güzel, bir o kadar da ürkütücü hani aşağı baksam başım dönecek sanki...Ben de biryerlere gitme-gitmeme konusunda ne zaman ikilem yaşadıysam kızım beni utandırdı hep:)Büyüyorlar, eğleniyorlar, öğrenirken bize de öğretiyorlar bence...sevgiler

pinarbk dedi ki...

kalpazankaya'nın tadını en iyi Zeyno çıkarmış. Yemeğin sorunsuz geçmesine sevindim.Annen haklı. Biraz da sokaklarda uyumaya alışmaları lazım ama düzen bozulursa diye korkuyorum bende. Duru'nun uyku saati kayarsa mahvolurum:((

doruk'un sayfası dedi ki...

Nurdancım merhaba,
Seninle kesinlikle aynı endişeleri yaşıyoruz. Ben akşam gezmelerini eğerki ev gezmesi ise pek bir keyifle kabul ediyorum ama şimdilik hiç dışarıda gece vakit geçirmedik.Ama şimdi senden de güven alarak baya bir heveslendim. Gecenizin ii geçmesine çok sevindim
sevgiler,

Nurdan Gencturk dedi ki...

Sevgili Ekim, Pınar ve Esra,
Burgaz gezmesi açılış oldu bize. Daha nerelere gittik nerelere... İlk fırsatta yazacağım...

sevgiler,
Nurdan