8 Temmuz 2008 Salı

Deniz kıyısında...

Şimdi tekrar düşünüyorum da, ciddi bir tehlike atlatabilirdik aslında. Geçen sene de biz burdayken yangın çıkmıştı. Bütün gece odamızın camından, birkaç metre ötemizdeki yangını seyretmiştik. Ağaçlarla birlikte içimiz de yanmıştı. Bu sene de dumanlar yükselip duruyor Foça'dan. Ve bugün öğlen, bu alevlerden birinin ortasında buluverdik kendimizi Zeyno'yla. Öğlen kampa gitmek üzere bindik arabaya. Zeyno'yu koltuğuna yerleştirdim ve ben Bismillah deyip, çevirdim kontağı. Ama arabadan tık yok. Yakındaki askerlerin de yardımıyla çalıştırıp, çıktım yola. Ama daha birkaç yüz metre ilerlememiştik ki, yoğun bir dumanın içine girdik. Ve ben hızlnıp, bu bölgeyi hemen geçmeyi düşünürken, birden sağlı sollu alevler ve hemen önümüzde yanan bir araba gördüm. İtfaiye yolu kapatmış, arabayı söndürmeye çalışıyordu. Bizim arabanın içi de birden ısınıverdi. Hızlı çekim filmler gibi geri manevra yapıp, hızla uzaklaştım ordan. Ve ucuz atlattığımız için şükrettim. Foça rüzgarının etkisiyle hızla ve kontrolsüzce yayılan alevlerden bu kadar kolay kurtulamayabilirdik.
Bu kötü olayın ardından Osman gelene kadar odada kaldık. Herhalde sıcağın etkisiyle hem sabah hem de öğlen uykusunu çok kısa uyudu Zeyno. Ama keyfi yerindeydi yine de. Akşamüstü kampa geldik. Ve bugün deniz olayında koca bir adım daha atıp, Zeyno'yla deniz kenarında oturduk İlk anlarda ayaklarının ıslak taşlara değmesinden çok da hoşlanmadı ama zamanla alıştı. Bu iş büyük bir sabır gerektiriyor. Ama onu korkutmamak için bu sabrı göstermemiz gerektiğini bilyoruz. Yoksa çoktaannn kucağımızda denizi boylamıştı.

2 yorum:

Sudamlam dedi ki...

çok geçmiş olsun..allah korumuş :(

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Yaprak,
insanın basireti bağlanır derler ya... Aynen öyle oldu işte. O dumanın içine hangi cesaret ve düşünceyle daldım, bilmiyorum... Kötü bir deneyimdi.Ucuz atlattık...
sevgiler,
Nurdan