16 Ağustos 2008 Cumartesi

Almanca telsarar

Dün akşam dinlediğimiz hava durumu Düsseldorf'a yağmurlu diyordu ama şanslıydık. Biz öğlen yemeği yerken şöyle bir atıştırdı, biz eve girene kadar da hiç yağmadı. Üstelik hava çok sıcaktı. Eve tam zamanında geldik. Biz içeri girip, Zeyno'yu tam banyoya sokmuştuk ki, gök gürlemeye başladı ve yağmur birden bastırdı. Meşhur Almanya havası bu galiba?

Suat'ın evi Oberkassel'de, ismiyle müsemma; kalburüstü bir mahalle. Bugün Ren nehrinin kıyısı boyunca gezdik durduk. Önce bir taraf, eve dönüp mola verdikten sonra akşama kadar da diğer taraf. Köpekler ve ördeklerden sonra bir de sincapları ekledi Zeyno tanıştığı hayvanlar listesine. Üstelik ağaçta oynaşan iki sincapı, biz O'na göstermeden önce fark edip, O bize gösterdi.
Yoldaki oyuncakçı dükkanına girdik. Burada, daha neredeyse yürümeyi yeni öğrenmiş hemen her çocuğun bindiği pedalsız 3 tekerlekli bisiklete bindirdik Zeyno'yu. Şaşırdık ama ayaklarıyla kendini iterek ilerleyebildi. Bir de kulpu tam onun boyuna göre olan tahta arabayı iterek yürüdü... En çok da bebekleri sevdi ama. Onlarca bebeğin olduğu rafa oturtunca, bir anda hangisine bakacağını şaşırdı...
Dönüş yolunda buraların ünlü birası "Alt"biradan içmek için mola verdiğimizde, Zeynep haftalarca ona "telsarar" öğretmeye çalışan anneannesine inat, yaşlı bir alman kadından almanca "telsarar" öğrendi. Kadının eline baktı baktı ve sonra yapmaya başladı...

Hiç yorum yok: