23 Nisan 2008 Çarşamba

Bağdat yolları...

Öksürüklere boğazda hırıltı, buna da bu sabah burundan akan sümükler eklenince Hilal Hanım'la iletişime geçtim bu sabah. Bir şurup, bir de burun sprey'i önerdi. 3 gün kullanacağız. İlaçları hemen eczaneden alıp, bugün öğlen kullanmaya başladık.
Hava güzeldi. Vurduk yine kendimizi Bağdat yollarına. Eskiden gezmeyi pek de sevmediğim bu caddeyi, kaldırımları bebek arabasıyla rahat rahat dolaşacak kadar geniş olduğu için seviyorum artık. Bir de özellikle hafta sonları bol miktarda bebekli aile olduğu için.
Nişanlıyken ve Kozyatağı'nda oturduğumuz evliliğimizin ilk yılında, karı koca el ele yürüdüğümüz yoldan, bu kez Zeynep'in arabasını iterek yürüdük. Az gittik uz gittik, Peros'un karşı sokağından (eskiden Divan Pastanesi'nin orası diye tarif ederdim burayı) Bağdat Caddesi'ne çıktık. Peros'a uğradım ama bir şey bulamadım bu kez. Ve her zamankinin ters istikametinde, Bostancı'ya doğru yürümeye başladık. Mothercare'in karşısındaki (eskiden burayı da Boyner'in ara sokağı diye tarif ederdim) ev yemekleri yapan küçük lokantayı mesken tuttuk kendimize. Açıkhavadaki masalardan birinde oturduk. Zeynep arabasında uyudu, biz gelen lezzetli yemekleri bir çırpıda mideye indiriverdik. Yemek üstüne kahve içmeden olmaz. Evden çıkarken niyetimiz minibüs yolu üzerinde açılan yeni Kahve Dünyası'na gitmekti ama dayanamayıp Tchibo'ya girdik. Bu ayki tema kapsamında rengarenk oyuncaklar ve çocuklar için kıyafetler vardı içerde. Ama her zamankinin aksine pahalıydılar bu kez. Raflar arasında hzılı bir turdan sonra sütlü filtre kahvelerimizi ve cheesecake'lerimizi (biri çikolatalı diğeri böğürtlenli) alıp, yine dışardaki masalardan birine oturduk. Biz kahvelerimizi yudumladık, Zeyno da çorbasını hüpletti. (Foto Tchibo'da, yemek sonrası çekildi)
Sıra yedikleri eritmeye geldi. Bostancı'ya kadar yürüdük. Tchibo kesmedi, Kahve Dünyası'na gittik. Ama o da ne? Oturabilmek için kapıdaki bayana isim yazdırıp, beklemek gerekiyor. Kaç kişi var listede? 9. Masadakilere bakıyorum, millet sırtını güneşe vermiş, derin bir sohbet içinde. Kimse yakında kalkacak gibi durmuyor. Oturmaktan vazgeçip, bu kez annemlerin eve doğru yürümeye başladık. Yürüyebilir miyiz bu kadar yolu? Osman gaza getirdi beni. Zeyno'nun da keyfi yerinde. Arabaların egzos dumanlarını yutmamak için indik minibüs yolunun bir paraleline. Bugün o kadar çok yürüdük ki, Zeyno da biz de sıkı bir uykuyu hak ettik...

2 yorum:

pinarbk dedi ki...

Aynı zamanlarda aynı yerlerdeymişiz sanırım. Gördüğüm bütün bebeklere ekstra dikkat ediyorum artık.Acaba tanıyor muyum diye:)))

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Pınar,
ben de senin gibiyim. Acaba tanıdık birini görürmüyüm diye gözüm bebeklerde. Ne güzel olur karşılaşsak değil mi?

sevgiler,
Nurdan