1 Şubat 2008 Cuma

Son durum değerlendirmesi

Yılın ilk ayı biterken bir son durum değerlendirmesi yapmak istedim. Beslenme: Kilonun son durumunu 3 gün sonraki kontrolde öğreneceğiz. Zeyno hala sadece anne sütüyle besleniyor. (Anneannesi tarafından yalatılan turşu suyunun, limonun ve kaşar peynirinin; babaannesi tarafından "ama kokar, yazık" diyerek kaşla göz arasında tattırılan sarmısaklı yoğurdun ve bizim verdiğimiz elmanın, armudun, muzun ve havucun tadını da biliyor!) Ama artık sadece benim sütümün ona yetmediği belli. Gün içinde tüm oyalamalara rağmen yaklaşık 1,5-2 saatte bir emmek istiyor. Geceleri de artık 3 hatta 4 kez uyanıyor. Bu kontrolde ek besinlerin verileceği artık kesin. Lütfen, lütfen, lütfen...
Emzik: Daha doğduktan sonra hastanedeyken emzik emmeye başlayan Zeyno, eve geldikten sonra 2,5 ay reddetmişti emziği. Sonra anneannenin sabırlı ısrarları sonucu bir gün aniden cokur cokur emmeye başlamıştı. Tıpkı başladığı gibi yine birden bıraktı ama. Üstelik şimdi daha şiddetle reddediyor. Ya ağzını kapatıveriyor, ya ağzında geveliyor ya da kendi elleriyle sıkı sıkı tutup, ittiriyor. Günün birinde bu lastiği emmesini bu kadar isteyeceğim hiç aklıma gelmezdi.
Uyku: Emzik bitti, uyku şekli de değişti. Eskiden uykuya dalması için birkaç dakika emziğini emmesi yeterliydi. Şimdi ise emzik olarak beni kullanıyor. Üstelik uykuya daldıktan sonra yerine koyduğumda bazen 5, en fazla 30 dakika sonra ağlayarak uyanıyor. Yok sonuna kadar kucağımda tutarsam en az 1 saat uyuyor ama. Şu andaki en önemli sorunumuz bu. Bu işe bir çözüm bulmam lazım. Tüm tavsiyelere açığım.
Oyun: Her geçen günle aramızdaki bağ kuvvetlenip, Zeyno çevresinde olup bitenlerin farkına daha çok vardıkça birlikte zaman geçirmek de daha eğlenceli olmaya başladı. Ama uyku süresi azaldığından, O'nunla keyifli vakit geçirmek için artık daha yaratıcı olmak gerekiyor. Şu sıralar O kucağımdayken kulağına radyoda çalan şarkıyı mırıldanıp dansetmemden, pencereden dışarıyı seyrederken O'na olanları anlatmamdan, gözlerinin içine bakarak konuşmamdan ve parmak kuklalarını konuşturmamdan çok hoşlanıyor. Evde birlikte yapılabilecekler konusundaki yaratıcı fikirlerinize de açığım. Havalar ısınınca işimiz kolaylaşacak sanırım. Atacağız kendimizi dışarlara...
Ve bir not: Aslında bunu uzun zamandır yazmak istiyordum ama bir türlü olmadı. Hazır yeniden aklıma gelmişken bu kez hemen yazayım. Buzdolabımızın üstünde, dünyanın dört bir yanından gelmiş magnetler var. Londra, Amerika, Tunus, İspanya, Yunanistan, Portekiz, Fransa... Bunları biriktirdiğimi bilen, yurtdışına giden her arkadaşımız mutlaka bir tane getiriyor. Hepsi de birbirinden renkli. Bu nedenle Zeyno'nun ilgi göstermesi normal. Ancak içlerinde sarı renkli bir Paris magneti var ki, bunun sırrını henüz çözemedik. En huzursuz anında, hatta ağlarken bile Zeyno'yu buzdolabının önüne götürdüğümüzde, kısa bir taramanın ardından bu magnete odaklanıp, gülmeye başlıyor. Hem de çığlık ata ata. Bizim yorumumuz Paris'e gitmek istediği yönünde. Zaten bundan 3 sene önce Paris'e gittiğimizde Disneyland'ı gezme planımıza almamış, çocuğumuz olunca Paris'e bir kez daha gelir, o zaman Disneyland'a gideriz demiştik. E, verilen sözü tutmamak olmaz di mi ama? :)

1 yorum:

DURU'NUN SAYFASI dedi ki...

Merhaba Nurdan,
Her yazını okudugumda inan bu kadar tesadüf de olur mu dedirten birşey oluyor. Bu yazıda ise bir anda şok oldum. Ağlarken Duru yu da buzdolabının önüne götürdüğümüzde o da hemen susuyor ve magnetlere gözlerini dikiyor hemde ilk zamanlardan beri. O da bir magnete odaklanıyor o da bizim düğün davetiyemizde bir kurdele ile bağlı olan kalp şeklinde bir magnet. Ben de bu davetiye ye çok benzerini Paristen almıştım ve kendi davetiyemizi buna benzer bişeye çevirmiştim :))) Artık ortak yanlarımı bilmiyorum ama birisi çıkıp bizim bebeğimizde buzdolabının önüne gelince magnetlere bakıp susuyor dermi sence? :))) Yok yok bizim kızları tanıştırmak farz oldu artık... Sevgiler Arınç