17 Mart 2008 Pazartesi

"Annemi isterimmmm!"

Daha önce sözünü ettiğim ve heyecanla beklediğim mola zamanı geldi. Osman hafta sonu Ankara'da olacak. Bu nedenle dün akşamdan annemlere geldik. Halil evde bugün. O'nun deyişiyle off gününde. Öğlen hepberaber çıktık evden. Osman'ı Haydarpaşa'ya bıraktıktan sonra biz Gülçin yengemlere gittik. Mantıya davetliyiz. Sofraya oturmadan önce sebze çorbasını içirmek istedik Zeyno'ya ama ı ıhh. Bugün yine kilitli sanki ağzı. Ama sadece kendi çorbasına karşı. Annemin mantının suyuna ekmek içi doğrayarak şipşak yapıverdiği çorbayı ağzını şapırdata şapırdata bitirdi. Ardından da keyifle yerde oynamaya daldı. Bu hafta sonu kahvaltı denemelerine başlamak istediğimden, eve yürüyerek sadece beş dakika uzaklıktaki Migros'a gitmek istedim. Nestum bisküvi alacaktım. Zeyno'nun karnı toktu, keyfi de yerindeydi. Ama evden çıkalı daha 10 dakika olmamıştı ki, annem aradı cep telefonumdan: "Hemen gel, Zeynep çok ağlıyor!" Halil'le Migros'tan çıkmış eve doğru yürüyorduk ki, bir telefon daha: "Oyalanmayın, koşun!". Zeynep'in ağlama seslerini daha asansörde yukarı çıkarken duyduk. Hiçbir şekilde susturamadıklarından, biz aşağıdan zili çalınca "anne geliyorrr" diyerek asansörün kapısının önüne gelmişlerdi. Ben asansörün kapısını açaraçmaz gözgöze geldik Zeyno'yla. Beni görür görmez, ağlamaktan kızaran gözleriyle kocaman bir gülücük attı. Annemle yengemin durumu ise Zeyno'dan daha kötüydü. Anlattıklarına göre ben evden çıktıktan birkaç dakika sonra yokluğumu fark edince ağlamaya başlamış ve hiç susmamıştı. Böylece bugün bir ilk daha yaşamış olduk. Daha önce, çok uzun olmasa da annemle birlikte gayet keyifli vakit geçiren küçük hanım benim arkamdan ağlar olmuştu. Sonuç: Zeyno'yu anneme bırakıp bir yerlere gitme hayallerimiz şimdilik suya düştü. Bu işe bir an önce çare bulmamız lazım.

3 yorum:

DURU'NUN SAYFASI dedi ki...

Bir yandan insanın hoşuna gidiyor artık seni istiyor ve sana alışmış olması bir yandan da yapabileceklerin sınırlanıyor herhalde bu bıdıklar 3-4 yaşına gelene kadar biz biryerlere bırakıp zor gideriz bizim kızları:))
Çok tatlı zeynocuk:)
Sevgiler
Arınç

pinarbk dedi ki...

Biz de her sabah ayrılamama faslı yaşıyoruz. Sevdiği herkesi yanında istiyor. Dedesinin arkasından, babasının arkasından, hatta arkadaşımın kızının arkasından bile ağlıyor. Benim de Arınç gibi, uzun süre biryere bırakıp gitme ihtimalim hiç yok:(( Gündüz uyku vakti geldiğinde an-nem diye ağlıyormuş...

Sevgili Sayfa dedi ki...

Bizim de bir iki hafta önce sinemaya gitmek için Ceylin'i anneanne'ye bırakma denememiz hüsranla sonuçlandı. Normalde 07:30 da uyayan bebe biz dönene kadar uyumamış, uyumadığı gibi oldukça acıklı ve içli içli ağlamış! Teyze, dayı, dede türlü oyunlarla zor oyalamışlar. Annem net bir şekilde "Bir daha gece bırakmayın bize, çok ağladı, dayanamadık!" dedi. Şimdi de anneanne veya babaanneye gidince ilk önce biraz huzursuz oluyor. Galiba onu bırakıp gitmemizden korkuyor :-(
Belki Ceylin'i kendi odasında uyutup annemi başına nöbetçi dikip kaçabiliriz arada ama ben pek heveslenmiyorum şimdilik.