5 Haziran 2008 Perşembe

Akşam nasıl uyuyacak?

"Akşam nasıl uyuyacak?". Bütün gün bu soru vardı aklımda. Bugüne kadar birkaç kez, Zeyno'yu anneme bırakarak "akşam gezmesi"ne gitmeyi planlamıştık ama olmamıştı. Cesaret edememiştik. Ama bu kez kararlıydım. Banvit'in 40. yılı kutlanacaktı ve ben, hem çok uzun zamandır görmediğim iş arkadaşlarımı görebilmek hem de bu sevinci paylaşmak için bu şenliğe katılacaktım. Tek bir endişem vardı: Akşam uykusuna meme emerek dalan Zeyno, uyku saati geldiğinde ne yapacaktı?
Akşam 16:55 vapuruyla karşıya geçip, annemlerin evin yolunu tuttuk. Zeyno'nun keyfi yerindeydi. Kapıda annemin kollarına atladı ve yaklaşık yarım saat sonra anneannesinin kollarında uğurladı bizi.
Daha köprüyü yeni geçmiştik ki, telefonumda annemin çağrısını görünce "bu kadar erken mi?" diye düşündüm ama sorun yoktu; sadece emziğinin nerede olduğunu soruyordu annem. Telefonu kapattıktan sonra derin bir "ohh" çekip, 9 ay sonra Osman'la başbaşa ilk akşam gezmemizin keyfini çıkarmaya koyuldum.
Küçükçiftlik Lunaparkı'nda yapıldı kutlama. Tam bir panayır ortamı hazırlanmıştı. Birbirinden enfes yiyeceklerle birlikte gecenin en güzel kısmı tüm lunapark oyuncaklarının sadece bizim için çalışıyor olmasıydı. Her ne kadar gözüm ara sıra cep telefonumu kontrol etse de, doyasıya eğlendim. Çocukluğumuzda babam çok götürürdü bizi lunaparka ama en son ne zaman gitmiştim hatırlayamadım. Çok fazla da zorlamadım hafızamı ve oyuncakların birinden inip, diğerine bindim.
İki sahne kaldı geceden aklımda. Ömer Bey konuşurken babası Vural Görener'in çenesini bastonuna dayayarak O'nu dinlemesi ve alkışlar eşliğinde sahneye çıkan Gülgün Abla'nın, Vural Bey'in göğsüne başını dayayarak ağlaması. 50 yılı aşmış bir evlilik, temelleri omuz omuza verilerek atılan bir iş öyküsü ve sürekli artan bir başarıyla geride bırakılan 40 yıl. Tam bir gurur tablosu.
Geceyarısına doğru eve geldiğimizde, annemin kucağında kocaman bir gülümsemeyle karşıladı bizi Zeyno. Bir mutluluk, bir mutluluk gözlerinde. Ve bir daha inmemek üzere atlayıverdi kucağıma. Ben "uyumadı mı?" dercesine bakınca annem hemen başladı anlatmaya: Biz gittikten sonra Zeyno yemeğini yemiş (hem de anneannesini çok memnun edecek miktarda), oyun oynamış ve kısa bir mıkırdanmanın ardından, annemin sallamasıyla arabasının içinde uykuya dalıvermiş. O'nu uyandıran ise yarım saat kadar önce benim açtığım telefon olmuş.
Yarım saat kadar bizimle vakit geçirdikten sonra, emerek tekrar daldı uykuya. Her şey yolundaydı yani. Biz çok keyifli bir akşam geçirdik, Zeyno da bizden ayrı bir akşam geçirme konusunda rüştünü ispatladı. Sorunsuz geçen bu ayrılıkla birlikte kocaman bir yük kalktı sanki üstümden. Bakalım ilk gece ayrılığımız ne zaman olacak ve bu kadar sorunsuz geçecek mi?

3 yorum:

pinarbk dedi ki...

Ben de merakla bekliyorum bizim ilk gece ayrılığımız nasıl olacak diye. Vücudum Duru'nun gece uyanmasına o kadar programlanmış ki, O'nsuz da geceyi ayakta geçiririm diye düşünüyorum....

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Pınar,
biz daha tüm gece boyunca ayrı kalmaya cesaret edemiyoruz. Ama ilk adımı iyi attık. Darısı başınıza...
Nurdan

doruk'un sayfası dedi ki...

Seni bu konuda çooooook tebrik ediyorum. Ben daha geceyi bırak gündüz bile ayrılamıyorum Doruk'tan. Bakalım bizim Cenkle ilk baş başa programımız ne zaman ve nasıl olacak?