1 Ocak 2009 Perşembe

Kaçamak haftasonu

Yetiştiremedim, yeni yıla girmeden yazamadım ama yine de mutlaka not düşmek lazımdı. 2008'in son hafta sonu, son derece hızlı, keyifli ve lezzetliydi. Suat geldi Almanya'dan. Cumartesi buluştuk; O'nun sayesinde Serra'yla, Serra sayesinde de Özgür'le tanıştık. Tanışmamızın üzerinden henüz dakikalar geçmişken, bir kahvaltı sofrasının etrafında, yıllardır tanışıyormuşçasına sohbete daldık. Aynı gün, uzun bir aradan sonra 20 yıllık arkadaşım Esra'yı gördüm. Son 3 ayına girerken, karnı epey büyümüş. Kısa ama dolu dolu sohbet ettik yeni evlerinde. Öğleden sonra Suat-Serra buluşmasına kaldığımız yerden devam ettik; sonunda Optimum'u görmeyi becerdik. Ve biz tüm bunları yaparken, Zeyno anneannesi ile evde vakit geçirdi. Yeni bebeği ve dans edip, öten horozuyla birlikte.

Bu hızlı Cumartesi kesti mi? Kesmedi. Pazar günü, bir başka kahvaltı sofrasında, blog arkadaşlarımızla buluştuk. Pınar, Gülfer ve ben, ilk kez geçen Nisan ayında bizde buluşmuş, birbirimizi canlı canlı tanımıştık. 7 aylık Zeyno henüz yerlerde emekliyor, 10 aylık Ceylin tutunarak ayağa kalkabiliyor, doğumgününe 1 hafta olan Duru ise yürümeyi öğrenmiş olmanın keyfini çıkarıyordu. Aynı grup, "kocaman" kızlarımız ve eşlerimizle Pınar'larda buluştuk bu kez. Biz Pınar'ın enfes kahvaltılıklarının tadını çıkarıp, "çocuklu hayat" ağırlıklı sohbetimizi ederken, kızlar diğer odada kendi kendilerine oynadılar. İnanamadım ama oldu. Zeyno, Duru'nun birkaç kitabını getirip, bana göstermenin dışında, neredeyse hiç gelmedi yanımıza. Ve ben anladım ki, benim kızım büyümüş. Ve ben anladım ki, bu tür buluşmaları daha sık yapmalıyım... Kızların "uykum geldi" sinyalleriyle kalktık Pınar'lardan. Zeyno'yu anneanneye bırakıp, yeniden fırladık dışarı. 2. Suat-Serra buluşmasını yapıp, gezindik Kadıköy'de. Alkım'da kitaplarla kasetlerin arasına daldık bir süre, birer fincan kahveyle ısıttık içimizi ve sonunda Çiya'ya uğramadan edemedik.

Bizim için son derece keyifli geçen bu haftasonundan Zeyno ile ilgili yazılacak bir not daha var: Zeynep maalesef artık arkamızdan el sallayarak uğurlamıyor bizi, annem O'nu oyalarken biz sıvışıyoruz kapıdan. Ve ne yazık ki, biz gelene kadar sabredemiyor. Arada kapının önüne gidip, "baba" diye ağlıyormuş. Bir de benim pijamama sarılıp, ağlamış. Bakalım kaçamaklar devam edebilecek mi? Zaman gösterecek?

Foto: Zeyno Duru'nun oyun odasını keşfederken... Aslında üç kızın bir arada olduğu bir foto koymak isterdim ama maalesef üçünü aynı karede yakalayamamışız. Bir dahakine inşallah...

4 yorum:

Sudamlam dedi ki...

yoğun ama ne de keyifli geçmiş günleriniz :)) zeynonun saçları uzamış yine. o da damla gibi toka taktırmıyor belli ki..babaannemiz alnından aşağı doğru saç çıkar aman toka takın açın alnını dediğinden beri elimde toka, bandana tarak damlanın peşinde dolaşıyorum ben :))

Sevgili Sayfa dedi ki...

Nurdan, ne hareketli bir haftasonu olmuş! Ara sıra böyle kaçamaklar iyi geliyor.

Kızları daha sık buluşturmak, bu vesileyle daha sık görüşmek çok iyi fikir :-)

cAg dedi ki...

Nurdancım, ilk zamanlar ben işe başladığımda Ayça aynı şeyleri yapmış anneme, annemde kapıyı açmış yoook demiş, evi gezmişler yine yoook demişler, bu arada hiç bir resim ve kıyafet bırakmadım ortada, çok şükür atlattı,tabi yine o uyurken kaçıyorum yada oyalanırken. Bu kaçamaklar bizim gibi anneler için çok iyi geliyor, kaç kaçabildiğin kadar:)
Öptüm

pinarbk dedi ki...

Yine bekleriz:)))