27 Ocak 2009 Salı

Oyun ablaları

Yazamadığım zamanın, kayıt altına alınması gereken en önemli olaylarından biri de Zeyno'nun oyun ablaları. Evet, Zeyno'nun iki tane oyun ablası var artık: Deniz ile Pelin.

Gelelim bu hikayenin başına. Zamansızlık yorgunluğumu, yorgunluğum da depresyonumu tetikleyince, anladım ki ben artık yetişemiyorum! İşte o zaman karar verdik birini bulmaya. Klasik anlamda "bakıcı" değildi ama aradığımız. Zaten ben tüm gün evde olduğum için böyle birine ihtiyacımız yoktu çünkü. Asıl istediğimiz, günde birkaç saat bize gelip, Zeyno'yla oynayacak birisiydi. Mesela üniversite sınavına bu sene girmiş ama kazanamamış, bu arada harçlığını çıkarmak isteyen bir abla... Osman hemen okuldaki arkadaşlarına anlattı durumu. İki kişi geldi ilerleyen günlerde ama olmadı. Birisi orta yaş üstü, bildiğimiz anlamda bir bakıcıydı. Diğeri de Zeyno'yla oynayamayacak kadar ağır kanlı bir genç kız. Bulamadık yani. Zaman geçtikçe umudumu da kestim ben bu konudan.

Derken, bir öğlen heyecanla geldi Osman eve. Lojman komşularımızdan ve Ada'daki lisenin öğretmenlerinden bir hanımın numarasını verdi. O, aradığımız gibi birisini bulabilirmiş ve benden telefon bekliyormuş. Hemen aradım Mesiha Hanım'ı. Konuştuk. Aynı gün saat 15:30'da, yanında iki genç kızla bize geldi.

Pelin'le Deniz, Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi'nin çocuk gelişimi bölümünde lise ikinci sınıf öğrencisiymiş. Seneye anaokuluna staja gideceklermiş ama bu sene okul dışındaki zamanları boşmuş. Ve eğer mümkünse, ikisi birden gelmek istiyormuş... Hemen "evet" dedim. Ertesi gün okul çıkışında geldiler.

İlk gün umduğumdan iyi geçti. En azından onlar birkaç metre ötemde oynarken ben 2 saat kadar aralıksız çalışabildim. Yani Zeyno "anne!" diye tutturmadan oynadı. Sonraki günler hastalığına denk geldiğinden pek keyifli geçmedi ama bu hafta durumu düzelttik. Saat 13:30 gibi uyuyan Zeyno, saat 15:00 gibi kalkıyor. 15 dakika sonra da ablaları geliyor. Şimdilik gidişat iyi. 2 gündür pırıl pırıl havanın tadını çıkarmak için sahildeler. Kapıda Pelin'le Deniz'i görünce yüzünde güller açan Zeyno, onların kucağındayken aynı keyifle el sallıyor bana.

9 yorum:

Songül dedi ki...

Sevgili Nurdan süper bir fikir... Ben çalıştığım için yavru ile hafta sonları dolu dolu vakit geçirebiliyorum ancak pazartesi günleri tükenmiş halde işe geliyorum. Bazen sadece 1 saat dışarıya çıkıp deniz kenarı veya parkta bir bankta oturabilmek için (sessiz ve kimsenin beklentileri olmaksızın) dualar ediyorum ama malesef olmuyor... Senin adına çok sevindim:) Biraz nefes süper olur:))

cAg dedi ki...

Aaaa ne güzel bir fikir aslında, hem rahatlamış olman güzel çünkü bir annenin nefes almayada ihtiyacı var,hele evde çalışan ise,çok güzel yapmışsın,Zeyno da mutlu oh...
Öptüm

KEO dedi ki...

Nurdan bu ne güzel bir gelişme böyle!Sen rahat Zeyno rahat, sen mutlu Zeyno mutlu:)

Elif dedi ki...

harika olmuşşşşş, umarım daha da güzelleşerek devam eder.

Sudamlam dedi ki...

ben en çok buna senin için sevindim. yetişememenin tek çözümü doğru destek çünkü. ben sadece akşamları bile perişan oluyorum. tüm gün ve gece onların temposuyla normal hayatımızı birarada yürütmek imkansız gibi bir şey.

sedaydin dedi ki...

Nurdan Hn gercekten cok iyi bir fikir...hem ogrenciler acisindan hem sizin...daha detayli bilgi icin size mail mi atayım?
seda

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba arkadaşlar,

evet biraz nefes alabilmek çok rahatlatıyor insanı... İmkan dahilinde tavsiye ederim...

Merhaba Seda,
evet bana mail atabilirsin. nurdangencturk(et)gmail.com

yapıncak dedi ki...

Nurdan ne guzel bir fikir bu boyle. Gelen ablalar icin de cok sevindim. Zeyno'nun ve senin bu isten mutlu olman ise harika!

AsYa dedi ki...

bence de süper fikir..
eskiden olsa akraba komşu çocukları bu işi halledicekdi.ama şimdi böyle bir metod süper olmuş