17 Ocak 2008 Perşembe

İndirim başladı

Birkaç gün önce Nurcan aradı: "Bil bakalım nerdeyim?"... "Nerde?"... Başladı bir solukta anlatmaya: "Cevahir'de, Zara'dayım. İndirim başlamış. Ayyy, bir hırka var süper. Şöyle arkadan minik bi kemer de koymuşlar, uzun. Ay bir de elbise gördüm şimdi...". Bu konuşmanın ardından hafta sonu planı hemen yapılıverdi bile. Cumartesi günü Bağdat Caddesi'nde buluşulacak, Zara'ya gidilecek... Ben "bu kış nasıl geçecek?" diye kara kara düşünürken Ocak ayını neredeyse yarıladık bile. Hem de pırıl pırıl havalarla. Bugün hava yine çok güzel. Sabah 11 vapuruyla kendimizi karşıya atıp, artık klasikleşen haftasonu gezmemize başladık. Önce Çağrı marketten alışverişimizi yapıp, aldıklarımızı bir güzel pazar arabamıza yükledik. (Ada'da oturunca alışveriş usulü böyle oluyor. İskeleye en yakın market olan Çağrı'dan alışveriş yapılıyor mecburen. Ve dönüşte kolay taşımak için markete giderken pazar arabası götürülüyor. Bu nedenle pazar arabasından nefret eden ben bile, Ada'ya taşınır taşınmaz bir pazar arabası edindim) Arabamızı akşam almak üzere marketteki bir görevliye teslim edip, vurduk kendimizi Bağdat yollarına. Hemen hemen aynı anda Zara'nın kapısındaydık Nurcan'la. Pamir de, Zeynep de uyuyordu arabalarında mışıl mışıl. Zara'ya girer girmez uyanan Zeyno'ya Osman bakınca biz de kıyafetlerin arasında kaybettik kendimizi Nurcan'la (tabii çocuk katında). Gerçekten haklı, erkek çocuklar için çok da alternatif yok ama kızlar için de yok yok neredeyse. O Pamir'e ancak 2 t-shirt bulabildi, ben ise Zeyno'ya bir torba dolusu elbise. Üstelik gerçekten ucuzlardı; penye elbiseleri 7.50-12.50 arası fiyatlarla aldım. Çıkışta her zamanki dinlenme ve bir şeyler atıştırma yerimiz Beyaz Fırın'a gittik. (Zara'nın sokağındaki). Ve sürpriz... 20 küsur yıllık arkadaşlarım (abartmıyorum, ortaokuldan beri arkadaşız) Esra ve Emre ordalar :)) Hep beraber çıkıyoruz en üst kata. Bu kat sanki özellikle çocuklular için ayrılmış gibi. Ya da genelde boş olduğundan biz öyle varsayıp, iyice yayılıyoruz. Ve başlıyor derin bir çocuk muhabbeti. Pamir gelmiş 1,5 yaşına, Zeyno 4 ayı geride bırakmış ve Esra'nın bebişi karnında 12 haftalık olmuş. Başka ne konuşulabilir ki? :)) Bu sürpriz buluşmanın ve güzel sohbetin ardından ayrılıyoruz. Artık herkes kendi yoluna ayrılmadan önce bir de GAP'a ve Mothercare'e bakıyoruz Nurcan'la. Buralarda da indirim var. GAP'te hoşumuza giden pek bir şey yoktu ama ben beyaz bir gömlek beğenip aldım burdan da Zeyno'ya. Mothercare'den de gelecek kış için polar tulum. Pamir'den gelen bir torba yeni kıyafeti ve katı meyve sıkacağını da alıp ayrıldık artık. Bizim niyetimiz 5 vapuruna yetişmek. Malum, güneş battımı hava birden soğuyor. Ama nerdeee? Son anda vapura koşturmaktan vazgeçip, Yakamoz'da balık yemeye karar verdik. Hal böyle olunca da ancak 7 vapuruna binebildik. Eve varış saat 8:00, eşyaları yerleştirme 8:30, Zeyno'yu uykuya hazırlama 9:00 ve onu yatırma 9:30. Zeyno uyuduktan sonra üşenmeyip, epeydir aklımda olan işi yaptım ve birkaç ay önce torbaladığımız "büyük" kıyafetlerini çıkardım ortaya. Bu yeni aldıklarımızı da ekleyip, aylarına göre tasnif ettim. Aradan tam şimdi giyebileceği birkaç parça çıktı; iyiki bakmışım torbalara. Yaz için de bir sürü kıyafetimiz olmuş. Hadi artık yaz gelsinnnnn....

Hiç yorum yok: