27 Ocak 2008 Pazar

Eski dostlar, eski dostlar...

Bundan birkaç gün önce cep telefonumda görünen tanımadığım numaradan, yıllardır görüşmediğim arkadaşım "alo" deyince, heyecanla karışık sevinmiştim. Cumartesi akşamı için evine davet ediyordu. Eski işarkadaşım olan babası Tuncay Abi İstanbul'a gelmişti ve O da babasına bir sürpriz yapmak için ulaşabildiği eski dostları bir araya getirmek istiyordu. Hiç düşünmeden "tamam, geliyoruz" dedim. Dedim demesine ama sonradan da kara kara düşünmeye başladım; Zeyno ne olacaktı? Aklıma gelen ilk çözüm, Zeyno akşam uykusuna yattıktan sonra gitmekti. O'nu, son günlerde alıştığı şekilde emdirerek uyutacak ve anneme bırakarak gidecektik... Sorun hallolmuştu ya da biz öyle sanmıştık. Bu düşüncemizi sanki hisseden Zeyno, beni bırakıp hiçbir yere gidemezsiniz dercesine, o akşam saat 21:00'dan 23:00'e kadar dalamadı uykuya. Defalarca ağlayarak uyandı. Ve anlaşıldı ki, henüz Zeyno'yu bırakarak bir yere gitme zamanı gelmemiş. Çok istediğim bu buluşmaya nasıl gideceğimin yollarını düşünürken, Ahu tekrar aradı ve buluşmanın öğleden sonra olacağını söyledi. İşte bir kez daha olmuştu, insan bir şeyi gerçekten çok isteyince her şey onun lehine işlemeye başlıyor. Cumartesi sabahı 08:55 vapuruyla annemlere geçtik. Sıkı bir "anne kahvaltısının" ardından Gökçe geldi. Derginin Şubat sayısını da bitirmiştik. Son kontrol için çıkışları okumam gerekiyordu. Ben işe dalmışken, Zeyno yeni arabasına kurulmuş olarak geldi salonun ortasına. Daha hamileyken, Zeyno'nun iki arabası birden olmuştu. Birisi Alpdoğan Ailesi'nden aldığımız pusetli model, diğeri de Osman'ın kuzeni Pınar'ın oğlu Demir'in baston model arabası. Zeyno doğduğundan bu yana halen pusetli olanı kullandığımızdan diğeri annemde duruyordu. Annem bu arabayı açmış, Zeyno'yu da içine oturtup, evin içinde gezdirmeye başlamıştı. Amannn, değmeyin Zeynep Hanım'ın keyfine. Ev içinde de olsa bayıldı bu gezintiye... Ve sonunda dayanamayıp uykuya da burada daldı. Gözlerime inanamadım, günlerden sonra ilk defa emmeden uyuyakalmıştı. Bu arabayı en kısa zamanda bizim eve getirmeli; tabii arabanın büyüsünü keşfeden anneanne verirse... İşleri halleder halletmez yola koyulduk. Süper bir buluşma oldu. Sayımız çok olmasa da birkaç eski dost bir araya gelmiş, sanki yıllarca ara vermemiş gibi kaldığımız yerden devam etmiştik muhabbete... Zeyno ise kucaktan kucağa gezmekle meşguldü. Karnı acıktığında emzirmenin dışında ne O beni aradı, ne de ben O'nu. Geçenlerde bir yazıda bebeklerin 6. aydan itibaren tanımadıkları insanları yabancılamaya başladıklarını okudum. Umarım bizde böyle bir şey olmaz... Zeyno muhabbet etmemize bu kadar güzel izin verip, bizi mutlu edince, biz de O'nun mutsuz olmaması için uyku saatinden önce eve döndük. Bu gece annemlerde kalıyoruz.

2 yorum:

ati dedi ki...

oh ne güzel güle güle kullanın. :) en yakın zaman da görüşelim.
öpüyoruz

Nurdan dedi ki...

Teşekkür ederiz... Zeyno'ya göre başka "büyülü" eşyalarınız varsa onları da alıp gelin Ada'ya :))