18 Ocak 2008 Cuma

Sevimli ve saf, bilge ve anlayışlı...

Her gece, yatmadan önce Zeynep Hanım'ın ertesi gün giyeceği kıyafetleri hazırlıyorum. Bu sabah uyandığımızda kaloriferlerin yanmadığını görünce, akşamdan hazırladığım t-shirt'ün yerini bu kazak alıverdi hemen. Zeyno kıyafetlerini giymiş, bana sabah gülücüklerini atarken, kazağın üstündeki yazıya takılıp, düşündüm bir an: Lovely and pure - sevimli ve saf... Bebekleri ne kadar da iyi anlatıyordu bu iki kelime. O gün öğleden sonra, patronumla yaptığım bir yazışmada, 6,5 senelik deneyimli bir anne olarak mailinde şu öğüdü verdi bana: "Kızınla hep büyükmüş gibi konuş, bebekken bile. Bunu sen yaparsın zaten ama etrafından da öyle davranmalarını iste ve ona hep hislerini söyle. Üzgünsen üzgün olduğunu bilsin, mutluysan da mutlu olduğunu ama nedenleriyle. Çocuklar kirlenmemiş zihinleriyle hepimizden daha bilge ve anlayışlı. Bir de her gün birkaç kere onu sevdiğini söyle. 6.5 senedir bunu hiç aksatmadım. Zaten sürekli hissediyorsun onu sevdiğini, uygun bulduğunda söyle. En önemlisi de nasılsa bebiş biraz büyüyünce yaramazlık ve inatlar yapmaya başlayacak ve sabır taşı değilsen mutlaka sabrın bir yerde kırılacak. Kızabilirsin, poposuna, eline vurabilirsin. Ama hemen arkasından hem de her defasında deki “sana kızsam bile seni çok sevdiğimi unutma”. Böylelikle ceza ve sevgiyi birbirinden ayırıp, çok daha affedici oluyorlar..." Bu öğüt için bir kez daha teşekkürler... Umarım bu satırları okuyan herkes bu öğüdü hiç unutmaz. Bu arada belki birileri akıl eder de, bir gün bebek kazaklarının üstüne "bilge ve anlayışlı" da yazarlar.

Hiç yorum yok: