16 Ekim 2008 Perşembe

13. ay kontrolü

13 Ekim'de, 13. ay kontrolü için Hilal Hanım'ın kliniğindeydik annemle (bu ay Osman bizimle gelemedi). Ama bu kez Hilal Hanım'ın odasından önce Aylin Hanım'ın odasına uğradık.

Aylin Hanım kliniğin psikoloğu. Hilal Hanım uzunca bir süredir (yaklaşık 9. aydan bu yana), "dikkat süresi çok uzun" diyerek Zeyno'ya gelişimsel test yaptırmamızı istiyordu. Bizse kulağımızın üstüne yatıyor, her ay geçiştiriyorduk. Çünkü kılım ben bu tür test vs olaylarına. Ve eğer bir sorun yoksa yaptırmak taraftarı değilim. Gideceksiniz, test yapılacak ve her şey normalse, (çoğunlukla) "sizin çocuğunuz bilmem kaç ay ileri" denilecek. Ya kardeşim, herkes ilerde; normal çocuklar nerde?

Ama 1 yaş kontrolünde Hilal Hanım net bir tavırla "istiyorum" deyince, çaresiz bu ay randevu aldık Aylin Hanım'dan. Annem, ben, Zeyno ve Aylin Hanım girdik odaya. Kısa bir tanışma faslında sonra, küçük bir top çıkarıp, Zeyno'yla oynamaya başladı Aylin Hanım. Sonra topa el sallandı ve kartlar çıktı. Kedi, bebek ve top resmi olan üç kart. Zeyno Aylin Hanım'ın sorduklarını gösterip, istediklerini verdi. Ardından kartlar kalktı ve "nerde?"oyunu oynadılar. Aylin Hanım'ın değişik yerlere sakladığı (tabii göstererek) çıngırağı buldu bizim minik. Ardından birlikte sesli bir kitap okudular. Tahtaya karalama yaptılar. Zeyno, "burnun nerde, ayakkabıların nerde?" gibi sorulara cevap verdi. Ve yaklaşık 1 saat süren tüm bu aktiviteleri büyük bir heyecan, istek ve sükunetle yaptı. Arada sırada bana göz attı ama genel olarak pek ilgilenmedi. (püf noktası, oyuncaklar sırayla ortaya çıkıyor. İşi biten kalkıyor, yenisi geliyor. Evde de böyle olmalıymış. Mesela biz oyuncak sepetinin yanına boş bir sepet daha koymalı, işi biten oyuncağı oraya atmalıymışız.)

Ardından bana birkaç soru sordu Aylin Hanım:
- Bardaktan su içebiliyor mu?
- Evet

- Çorabını çıkarabiliyor mu?
- Evet (her zaman)
- Kendi kendine konuşuyor mu?
- Evet (bolca)

- Babana götür, annenden al gibi iki kelimeli emirleri yerine getirebiliyor mu?
- Evet
- Elinden tutunca merdiven çıkabiliyor mu?
- Evet
- Diğer çocuklar ilgisini çekiyor mu? - Evet (her zaman, her koşulda)
- Dışarıda ilgisini çeken şeyleri fark edip, gösteriyor mu?
- Evet (özellikle kediler, köpekler, kuşlar, çocuklar ve vapurlar)
- Söylediği kelimeler hangileri?
- Net olanlar mama ve baba. Su için fu diyor, vev ver demek. Elini uzatıp a demesi de al demek.

- Sorunca adını söylemeye çalışıyor mu?

- Bunu hiç denemedik ama adını söylemeye çalıştığını hiç görmedim


Bu kısa soru cevap kısmını ardından açıklama kısmına geçti Aylin Hanım. Bu dönemde (12-15 ay) önemli olan sosyal alandaki gelişmeymiş. Bu yolunda oldumu, genelde diğerleri de yolunda oluyormuş zaten. Zeyno için de her şey yolundaymış. Kendinden beklenmesi gereken tüm gelişmeleri gösteriyormuş. Hatta 15. ay seviyesindeymiş (İşte o an! Diyorum ya, nerde ayına uygun çocuklar?) 6 ay sonra bizi yine görmek istiyormuş (söz vermeyeyim, bir seansın fiyatı 150 YTL!!)

Açıklamaların ardından Zeyno'nun memeye aşırı düşkünlük ve uyku problemlerini sordum. Bu da normal ve beklenen bir gelişmeymiş. Özellikle bebekler yürümeye başladığında, büyük bir mutlulukla birlikte kaygı da duyar, bu kaygılarını da çoğunlukla anneye sığınarak bastırırlarmış. Emme pekiştikçe de gece uyanmaları artarmış (yine bir kısır döngü yani). Eğer istersem böyle (emerek uyuma) devam edebilirmişim. Ama eğer bir değişiklik istersem önerisi, kendimden bir objeyi (eşarp vs.) Zeyno'nun yatağına koyup, sabırla yatakta uyumasını sağlamak (şu an bunu deneyecek enerjim ve sabrım yok. Zaten daha önce birkaç denemede bulundum ama sonuç fiyasko!)

Odadan son derece mutlu ayrılan Zeyno, diğer randevu saati gelene kadar salondaki oyuncaklarla oynadı. Bu kez kaydıraktan kayabildi (benim yardımımla tabii) ve artık yürüdüğü için bol bol mini bebek arabalarını sürdü. Yarım saat rötarla Hilal Hanım'ın odasına girdik. İlk iş ölçümler yapıldı. Boy geçen aydan bu yana 1,5 cm uzayarak 76,5 olmuş. Kilosu da 400 gr artışla 10300 gr. Geçen aydan daha çok kilo aldığını görünce şaşırdım. Bu kadar iştahsızlığa 400 gr! Anne sütü ve meyve işe yarıyor sanırım. Bu arada, her ne kadar kısıtlı vermeye çalışsam da, tükettiği karbonhidrat da (ekmek, makarna ve galeta üçlüsü) etkili olmuştur herhalde?

Baş ve boy ölçümü sırasında yine ağladı bizimki. Hem de ne ağlama. Canının yandığından falan değil, kolu bacağı tutulduğu için sinirlendiğinden. Ölçümlerin ardından suçiçeği aşısı yapıldı. Bu faslın ağlaması da memede sonlandı. Bir yandan kucağımda meme emerken, diğer yandan ayağını keyifle sallayıp, yan gözle Hilal Hanım'ı seyretti. (Hilal Hanım, bu keyifli emme işine şaştı kaldı). Kendisine verdiği balonla da hemen barış imzalandı.

Zeyno'nun dişlerinin hala çıkmamış olması, "sınırları zorluyor" diye yorumlandı. Ama damakları iyice sertleşmiş, dişler yoldaymış (yola çıkması bile 13 ay sürdü)

Emme isteğine Hilal Hanım tıbbi olarak yaklaştı tabii ve "dişlerden" dedi. Sütü ağrı kesici olarak kullanıyormuş bizimki (her iki yaklaşım da mantıklı aslında ve bence bizde ikisi de mevcut) Sabah, öğle, akşam dişlere jel sürüp, rahatlatacağım.

Bu arada iştahsızlık ve gece uyanmaları aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonunun da belirtisiymiş ve kız çocuklarda bu enfeksiyon daha fazla görülürmüş. Bu nedenle bir de idrar tahlili yaptırmamızı önerdi.

Vitamin şurubu ve flour hapına devam. Suçiçeği ateş yapmazmış ama biz işimizi garantiye almak için klinikten çıkmadan bir ölçü ateş düşürücü şurup verdik Zeyno'ya. Gelecek ay aşı olduğundan yine gideceğiz.

**

Hazır yazmışken, bu ayla ilgili birkaç not daha düşeyim. Zeyno artık fıldır fıldır yürüyor. Hafta sonu Osman nöbetçiyken, Zeyno'yla ben Ceren'in doğumgünü partisine gittik. Ortamın en küçüğü olan Zeyno, balon kapmak için korkusuzca koşturan ablaların arasına daldı. Ertesi gün yürüme performansı fark edilir derecede artmıştı. İki gündür hiç emeklemiyor. Yürüyor, karıştırıyor ve arada evin içinde kayboluyor. Bu arada giderek azalsa da sık sık düşüyor. Çok dikkatli olmak lazım. Nasıl olacaksa? (Allah korusun demekten başka çare yok gibi)

Dışarıda arabasına oturtmak iyice güçleşti. Sahilde kedilerin peşinde koşmak, vapurda turlamak varken ne yapsın tabii arabayı?

Bizim aldıklarımız, Nurcan'ın verdikleri ve Yasmin'den aldıklarımız. Onlarca ayakkabısı oldu bir anda. Ama en çok Almanya'dan aldığım hafif boğazlı, kahverengi ayakkabılarla rahat ediyor. Etraftan "evde de ayakkabı giydir" diye öneriler var ama ben giydirmiyorum. Düşünsenize ayağınızın sürekli ayakkabı içinde olduğunu!

**

Haftanın aktivitesi "sonbahar". Özel bir şeyler yapmamıza gerek yok, çünkü bizim evde sonbaharın keyfini en çok çıkaran Zeyno. Minik ayakkabıları, her daim ayakkabılığın üstünde, pembe montu da askıda. "Hadi attaa gidiyorsun" dendi mi, itirazsız, hemen giyiliyor bunlar ve arabaya oturuluyor. Kapı açıldı mı da, içeride kalana (bu her zaman anne) neşeyle el sallanıyor. Ada'da sonbahar çok güzel. Osman akşamüstleri Ada turu atıyor (keyiften değil, zayıflamak için); Zeyno O'na eşlik ediyor; yorgun anne 1 saat yürüyecek enerjiyi kendinde bulamadığından ve evde işler hiç bitmediğinden sonbaharı kaçırıyor!

Foto: 16 Ekim akşamüstü, Heybeliada sahili

2 yorum:

pinarbk dedi ki...

Gelişim testleri konusunda ben de senin gibi düşünüyorum. Doktor doktor gezip test yaptıran anneleri görünce de üzülüyorum. Hatta herşeyi normal çıksın istiyorum. Üstün vasıflarla yaşamak çok zor bu dünyada.

Bir ara Duru da çok sık uyanıyordu. Sen yazınca acaba O da idrar yolu enfeksiyonu mu geçirdi diye düşündüm. Allahtan bol bol su içiyor. Enfeksiyonun en iyi ilacı.

Düşmelere maalesef çare yok. Duru geçen hafta yatağından balıklama aşağı indi:(((

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Pınar,
maalesef Zeyno da normal değilmiş :)) Ama bence gayet normal bi kızım var...

Yataktan düşmesi şu sıralar en çok korktuğum şey. Çünkü Zeyno'nun yatağı epeyce yüksek ve parmaklığı, yukarı kaldırsak bile göğsüne gelmeye başladı!! Geçmiş olsun size...

sevgiler,