12 Mayıs 2009 Salı

5 doz kuduz aşısı

Geçen Cumartesi, Boğaz Komutanlığı'nın düzenlediği panayır vardı Anadolu Kavağı'nda. Maltepe'den Beykoz'a kadar, otobüsün içinde Zeyno nasıl davranır diye düşünüp, gidip gitmemek konusunda kararsız kaldım ama sonunda boğaz havası ve yayılacağımız çimenler fikrine yenilip "hadi, gidelim" dedim. Otobüste bir sürü çocuk ve Zeyno'yla ilgilenen bi sürü "abi" (babanın bütün arkadaşları amcalıktan abiliğe geçti) olunca sorunsuz hallettik gidişi.

Açık yerlerde güneş yakıyor, gölgeler üşütüyordu. Sonunda gölgeyi yakıcı sıcağa tercih edip, ağaçların gölgesindeki koca minderlerin üstüne bıraktık kendimizi. Etrafta her yaştan onlarca çocuk vardı. Balonları, bebekleri, çocukları görünce mest oldu bizimki.

Bu kadar keyif yetmedi, neredeyse tamamen abur cubursuz geçen 20 ayın ardından ilk kaçamaklarını yaptırdım Zeyno'ya. Pamuk şeker verdim mesela eline. Önce nasıl yiyeceğini anlayamayıp, eliyle kopararak etrafındakilere ikram etti ama sonuna doğru lezzetinin farkına vardı. Patlamış mısır yedi; hem de diğer elinde Osmanlı macunuyla.

Tam günü neşeyle tamamlamak üzereydik ki, gelen gri kedi ummadığımız bir hediye verdi bize. Zeyno Ada'da sürekli kedilerle haşır neşir olduğundan, bu kediye yaklaşmasını da hiç dert etmedik. Ama nasıl olduysa oldu, kedi bir anda Zeyno'ya doğru hamle yapıp, pençelerini elinin üstüne geçiriverdi. Canı yandığından değil de, korktuğundan ağladı bizimki. Sakinleşinde revire götürdük. Elini sabunla yıkayıp, tentürdiyot sürdüler. Ve "kuduz aşısı yaptırın" dediler. Hemen kendi doktorumuzu aradım. O da aynı şeyi söyleyince aşının kaçınılmaz olduğunu iyice anladık.

Neşesini kaçırmadı ama bu olay Zeyno'nun. Sandığımız gibi kedilerden de korkmadı. Kedinin tepkisinin nedeni bizimkinin kuyruğunu çekmesiymiş. Kendi söyledi bunu. Daha doğrusu tarif etti. "Zeyno kedi sana neden kızdı?" diye sorunca elini poposuna götürüp, çekme hareketi yaptı. Kedileri artık nasıl seveceksin?" diye sorunca da "pisi pisi, cici cici" demeye başladı...

Pazar sabahı ilk iş Gata'ya gitmek oldu. Acil'den giriş yapıp, aşı için enfeksiyon hastalıkları bölümüne çıktık. Epey bi kayıt yaptılar. Bize de "kızımın aşılarının tamamını yaptıracağım" diye bir yazı imzalattılar. Toplam 5 doz aşı olacak Zeyno. İlki 24 saat içinde yapılıyormuş. Sonra 3., 7. 14. ve 21. günlerde. Aşının diğer dozlarını alıp, Ada'da yaptırma şansımız da yok, çünkü vermiyorlar. Her seferinde Gata'ya gidip, aşıyı yaptırıp, verdikleri aşı kartını imzalatmamız gerekiyormuş... 1'i gitti, kaldı 4'ü. En azından 1 sene koruma altında olacak Zeyno.

Gata çıkışı anneme gittik. Anneler Günü ile ilgili olarak yazacağım çok da bir şey yok. Bir Anneler Günü geldi; biz 3 nesil hayattayız ve sağlıklıyız. Annem, ben ve kızım. Şükretmekten başka ne söylenebilir ki?

5 yorum:

Hayal Arkadaşlarım dedi ki...

Bir çırpıda okuyuverdim yazıyı. Çocukların bu dönemde gelişimleri çok hızlı gerçekten.

Sütü bırakmış olmanızda hayırlı olsun. Biraz da büyüdüğünü hissedeceksin Zeyno nun.

Sevgiler.

Sudamlam dedi ki...

o aşılardan o kadar çok oldum ki ben :))) hayvanlara olan düşkünlüğüm nedeniyle ben de korkusuzca Damla'nın hayvanlarla oynamasına izin veriyorum. dün tam da bu konuda bir olay yaşadım, neyse onu blogda yazarım..

Sevgili Sayfa dedi ki...

Geçmiş olsun Nurdan'cım ya...

cAg dedi ki...

Çok çok geçmiş olsun Zeynoma, ne yaramaz ama çok güldüm o hareketine,yesin abur cubur dozunda olsun yeter, biz çikolataya başladık, korkmuyo değilim dişler çürüyecek diye,nasıl mahrum ederim dünyanın en güzel yiyeceğinden onu,anneler günün kutlu olsun bu arada...
Öptüüüüm

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba hayal arkadaşlarım,
evet Zeyno çok büyüdü :)

Merhaba Yaprak,
çevremdeki herkes çok üzüldü ve bana kızdı ama ben takmadım bu olayı. Zeyno hala seviyor kedileri, ama artık kuyruklarını çekmeden :))

Merhaba Gülfer,
teşekkürler...

Merhaba Çağlayan,
bugünkü abur cuburlar istisnaydı. Ama ben de veriyorum Zeyno'ya çikolata. Gün aşırı bi küçük parça, bitter. Ve çikolatadan sonra mutlaka dişlerini fırçalıyoruz. Starbucks'un organik bitter çikolatasını öneririm...