10 Mart 2008 Pazartesi
Zeynep parkta
9 Mart 2008 Pazar
Sihirli değnek: Ada havası
* Üstteki foto Anlı'nın objektifinden...
7 Mart 2008 Cuma
İki aşı=39.6 ateş
Günışığı odaya dolmaya başlarken göğsümde uyuyakaldı. Vücudunun ısısı beni bile yakmaya başlamıştı neredeyse. Başı ise adeta sıcak hava üfleyen bir klima gibiydi. Üzüldüm, hem de çok. O'na baktıkça içimin acıdığını hissettim. Ve o zaman anladım, hastalandığım zaman Osman'ın bana çok iyi bakmasına rağmen neden annemi yanımda istediğimi.
Sabah Hüsniye Abla'nın temizlik için geldiği, Osman'ın da işe gitmek için hazırlandığı saatte Zeyno'nun ateşi 38'e düşmüştü. Ama ne kadar yorgun ve bitkin olduğu gözlerinden başta olmak üzere her halinden belliydi. Her şey yolundayken kısa bir süre sonra yeniden ağlamaya başladı. Hem de ne ağlama. Vücudunun ısındığını fark edince ateşini ölçtüm, yine 39.5. Bu kez şurup yerine ateş düşürücü fitilden koydum bir tane. Sakinleştirmek için kucağıma almak üzere kanepeden kaldırır kaldırmaz kustu. Hem de iki ağız dolusu ve fışkırtarak. Bunun üzerine son dönemdeki yaygın virüs salgınlarından birinden şüphelenip, hemen Hilal Hanım'ı aradım. Ne yapmam gerektiğini anlattı telefonda bana. Önce ılık bir duş aldıracaktım. Evdekine ek olarak parasetamollü bir şurup adı daha verdi. 3 saat arayla iki şurubu dönüşümlü olarak vermem gerekiyordu.
Hüsniye Abla'yla Zeyno'ya ılık bir duş aldırdık acele tarafından. Duştayken pek hoşlanmamıştı ama rahatlattı. Duşun peşine biraz sakinleşip, yine kucağımda uykuya dalmıştı ki, annem yetişti imdadımıza. O'nu aradıktan sonraki ilk vapurla gelmişti. Zeyno daha bi toparlamış ve ateşi hafiflemiş uyandı uykudan. Emzirip, anneme teslim ettim O'nu. Ben de birkaç saat uyuyup, kendimi toparlamak için odaya geçtim.
2,5 saat sonra uyandığımda, temizlik bitmiş, ateşi iyice düşen Zeyno da uykuya dalmıştı. Hilal Hanım'la haberleştim tekrar. Ateşi düşmüştü ama yine de zamanı gelince bir ölçü daha ateş düşürücü verecektim. Gece ise kontrolde olacağım. Ateşinin nedeni dün olduğu aşılar olabileceği gibi bir enfeksiyon da olabilirmiş. Bunu da zaman gösterecek.
Şu an baba kız karşılıklı uyuyorlar. Zeyno arada mıkırdansa da henüz yattığından bu yana (yaklaşık 1,5 saat) uyanmadı. Başka ne diyebilirim ki, "umarım bu geceyi iyi geçirir".
6 Mart 2008 Perşembe
6. ay kontrolü
6. ayı tamamlamaya 2 gün kala kontrole gittik bugün. Önce ölçülere bakıldı yine hemen. Zeyno'nun boyu geçen aya göre 1 cm uzayarak 67 cm olmuş. Kilo ise 630 gr artarak 7600 gr. Baş çevresi de 43. 8 cm. Hilal Hanım'a göre çok edepli büyüyormuş Zeyno. Muayene sonucuna göre genel durumu iyi. Geçen hafta yaptırdığımız kan testinin sonucunda bazı değerler referans aralığından çok ya da az çıkmıştı. Bu normalmiş. Ancak fazla değerlerden biri Zeyno'nun alerjiye yatkın olduğunu gösteriyormuş. Diğer bir fazla değer de bir süre önce bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğini. Sanırım tek tük öksürüklerinin ve hapşırmalarının nedeni buymuş.Bu kontrolde iki aşı birden vardı. Hepatit aşısı ile 5'li karmanın üçüncü dozları. Biri sağ, biri sol bacaktan yapıldı ve Zeyno biraz huzursuzlanmasına rağmen bizi şaşırtarak hiç ağlamadı.
Vitamine, demir damlasına ve flour'a devam edeceğiz. Ama beslenme konusunda yeni bir reçete daha aldık. Artık kahvaltı yapacak Zeyno. Güne yine anne sütüyle başlayacak ama ardından mükellef bir kahvaltı yapacak. İşte kahvaltısının içeriği: 2 kaşık Nestum bisküvi (toz halindeymiş ve trans yağ içermiyormuş), 1 çay kaşığı üzüm pekmezi, fındık kadar tereyağı, tuzu iyice alınmış beyaz peynir (zamanla kibrit kutusu kadar konabilecek), 1/8 iyice pişmiş yumurta sarısı (zamanla 1/2'ye çıkarılacak), 2 ceviz ve 2-3 fındık (toz gibi dövülmüş). Tüm bunlar anne sütüyle sulandırılacak ve 1 kaşık 5 tahıllı - meyveli mama eklenecek. Ve diğer öneriler:
* Meyve çeşidine mandalina ve portakal suyu, kivinin çekirdeksiz kısmı, siyah üzüm suyu ve muz eklendi.
* Çorbaya da tavuk eti ile balık. Haftanın iki günü balık olacak sebze çorbasında. İlk 1 sene hamsi ve somon yasak. Öncelikli olarak önerilen dil balığı ancak bulunamazsa mevsim balıkları konacak.
* Yoğurdu pek severek yemediğinden içine muz ezip, koyacağım.
* Çorbasını limon suyuyla tatlandırmamım bir mahsuru yokmuş. (Şaşırtıcı ama Zeyno limon sıkmadan sebze püresini yemiyor)
* Bebekler genelde yer elması ve balkabağının tadını seviyormuş. Deneyeceğiz.
* Zeyno ekşi tadı sevdiğinden kahvaltısına portakal - mandalina suyu da ekleyebilirmişim.
Her şey yolunda olduğu için biz mutluyduk ama sanırım iki aşı birden olduğundan Zeyno biraz keyifsizdi. Takside uyuyakaldı (bakınız foto), vapurda da biraz huzursuzdu. Huzursuzluğu evde de devam etti. Yatmadan önce bir ölçü ateş düşürücü verdik. Umarım geceyi iyi geçirir...
Tay tay tay tay...
Zeyno'yla annemin en sık oynadığı oyun tay tay. Ayakta durmaya bayılıyor Zeynep. Sanırım önemli bir iş yaptığını fark edip, bunun keyfini sürüyor. Annem de onun ayakta durmaya çalışmasını seviyor. Sık sık da "ay, vallahi tay tay duruyor bu!" diye sesleniyor bana. Fotoya bakıp, sakın Zeyno'nun yürüdüğünü sanmayın. Sadece birkaç saniyelik tay tay durma aşamasında. Ama anneanne ve baba ısrarıyla erkenden yürüyecek herhalde?
Kız mı, oğlan mı?
Saçları dökülünce, evde "Ali", "Keloğlan" vs. diye sevmeye başlamıştık Zeyno'yu. Ama bu konu artık iyice ciddileşti. Dün hem gidiş, hem de dönüş vapur yolculuğunda, Zeyno'yu seven herkes "kız mı, oğlan mı?" diye sordu bana. Hatta "oğlan değil mi?" diyenler bile oldu. Bu soruların etkisiylemidir bilmem, bugün elbise giydirdim Zeyno'ya. Bakışlar ve eda oğlan gibi, bari kıyafetlerle kurtaralım işi...
İdrar tahlili işkencesi
Geçen Cumartesi başarısızlıkla sonuçlanan idrar tahlilinin hikayesini yazmıştım. Bu sabah Bostancı'da babamla buluşup, yeniden gittik Düzen Laboratuvarı'na. Sanki sözleşmiş gibi çocuklu ailelerle dolmuştu laboratuvar. Evden çıkarken, daha önce aldığım torbayı bağlamıştım ben Zeyno'ya. Tek umudum, bezini açtığımızda torbada idrar görebilmek ve bir an önce burdan çıkmaktı. Çünkü içerde kan almaya çalıştıkları daha birkaç günlük bebek ağladıkça benim içim parçalanıyordu. Üstelik ağır derecede hasta olduğu belli bir erkek çocuk da annesinin kucağında ağlıyordu bekleme salonunda. Uzun bir bekleyişten sonra maalesef Zeyno'nun tüm çişlerinin beze gittiğini gördük. Bir damla bile yoktu torbada. Ve sil baştan. Yeniden torba bağlandı, Zeyno'yu yeniden emzirdim. Bekledik, bekledik ve sonuç yine aynı: Çişle ıslanmış bir bez, bomboş bir torba. Neredeyse bu işten vazgeçmişken son bir umut, yanıma iki torba alıp, doğru annemlerin evin yolunu tuttum. Evde torbaları ve Zeyno'yu anneme teslim edip, bu işten elimi eteğimi çektim tamamen. Yaklaşık 1 saat sonra annemin sevinçli haykırışını duyduk içerki odadan. Dibinde 1 parmak idrar bulunan torbayı sıkı sıkı tutuyordu elinde. Bu kadarının bile yeterli olduğunu öğrendiğimden, babam torbayla yeniden laboratuvarın yolunu tuttu. Ben de artık iyice uyku sıkıştıran ve sabahtan beri perişan olan Zeyno'yu sakinleştirmeye çalıştım. Umarım bir daha idrar tahlili vermek zorunda kalmayız. Zor, hem de çok zormuş bu iş. Annemle benim bu konudaki ortak yorumum şu: Ne kadar dik tutarsanız tutun, yapıştırılan torbanın kaymamasına imkan yok. Bu nedenle en kestirme yol, torbayı yapıştırıp, bebeği yatar pozisyonda ve altı açık bırakıp, torbayı da elle tutmak...
4 Mart 2008 Salı
Zeyno'nun tavşan kulakları
2 Mart 2008 Pazar
Yeni oyuncak ve 6. ay check-up'ı
Bugün hep beraber Çiftehavuzlar'daki Düzen Laboratuvarı'na gittik. Hilal Hanım'ın istediği 6. ay check-up'ı için tam kan sayımı, idrar tahlili ve idrar kültürü yapılacak. Zeyno'dan kan alma işi umduğumuzdan çok daha kolay oldu. Elinin üstündeki damara iğne takıldıktan sonra elini bileğinden birkaç kez oynatmak yetti. İğnenin ucundaki kataterden damla damla akan kanla doldu hemşirenin elindeki tüp. Zeyno ağlamadı ama elini tuttuğumuz için biraz sinirlendi. İdrar için yapışkanlı bir torba bağladılar. Hemen emzirdim Zeyno'yu çiş yapması için. Yarım saat sonra baktığımızda çişini yaptığını ancak torba kaydığı için bezine geldiğini gördük. Laboratuarın kapanma saati geldiğinden bu işi Pazartesiye bıraktık. Bu bekleyiş sırasında iyice acıkan karnımızı Sultanahmet Köftecisi'nde doyurup, güzel havayı fırsat bilerek Çiftehavuzlar'dan Bostancı'ya kadar yürüdük. Vapura binmeden önce Kahve Dünyası'nda kahve içip, tatlı yemeyi ihmal etmedik tabii...
Dişlerim kaşınıyorrrrr
Kendi kendine...
Parmak emme stili
Kadıköy gezisi
Anneanne eli deyince
Bebekler arası iletişim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





