24 Ekim 2010 Pazar

İlk vesikalık


Zeyno 10 aylıktı. Yeşil pasaport için başvuruda bulunurken, vesikalık fotoğrafını istemişlerdi yine de. Böyle bir şeyi tahmin etmediğimizden, Zeyno'ya vesikalık fotoğraf çektirmemiş, ama teknolojinin ve fotoşop'un nimetlerinden faydalanarak, eldeki fotolardan acele bi vesikalık yapmıştık. Daha doğrusu fotoğrafçı yapmıştı. İşte hiç de sevmediğim ve Zeynep'e hiç mi hiç benzemeyen bu fotoğrafı.

Bu zamana kadar da bir daha vesikalık fotoğrafa ihtiyacımız olmamıştı. Taa ki, okullu olana kadar! Anaokuluna kayıt için gerekli evrakların yazılı olduğu listede 5 adet de vesikalık fotoğraf vardı. Geçen 5 haftalık süreçte fotoğraf hariç tüm evrakları tamamlamıştık. İlk 2 hafta salya sümük geçtiğinden, sonraki 2 haftada da Zeyno fotoğraf çektirmeye direndiğinden bir türlü halledememiştik bu konuyu.

Sonunda annelik yaratıcılığından birini kullanıp, fotoğraf çektirmeye "okuldaki en iyi arkadaşım" dediği Özgür'le birlikte gitmek isteyip, istemediğini sordum; hemen "evet" deyiverdi. Nasıl olsa Özgür'ün fotosu da eksikti; pekala bu işi birlikte yapabilirdik. Perşembe günü okul çıkışı, Kader'le çocukların elinden tuttuğumuz gibi, Beylerbeyi'ndeki Foto Sabri'de aldık soluğu. "Önce hanginizin fotoğrafını çeksin amca?" diye sorduk. Bizimki hiç gecikmeden cevapladı: "Ben Özgür'le birlikte çektiricem!" Fotoğrafçıyla gözgöze geldik, "hallederiz" dercesine bi bakış ettı bize. İkisini arasında çok az mesafe bulunan iki pufa oturttu ve başladı deklanşöre basmaya. Uzunca bir süre Özgür'ü gözlerini kısmamaya, Zeyno'yu da ağzındaki sakızı çıkarmaya (en azından çiğnememeye) ikna etmeye çalıştık. Ama maymuna dönen üç koca insan pek de başarılı olamadık.

Çekilen onlarca kare arasından yukardaki fotoğrafı seçmiş fotoğrafçı. Herhalde en iyisi buydu? Aslında hiç de fena değil ama Osman'la, farklı zamanlarda fotoğrafa bakar bakmaz aynı şeyi düşündük: "Bu hiç de Zeyno gibi değil!"

Hiç yorum yok: