8 Aralık 2009 Salı

Eminönü vs vs...

Aslında hiç gidesim yoktu. Meteoroloji sağnak yağmur uyarısı veriyordu ve benim hiç gezip dolaşacak enerjim yoktu. Yine de vazgeçmedik. Hazırlandık, hala uyuyan Zeyno'yu uyandırıp, 08:50 Kabataş vapuruna yetiştik.

1 saat 15 dakika süren yol boyunca kahvaltımızı yaptık. Bize simit-peynir-çay, Zeyno'ya evde yaptığımız bol kaşarlı tost ve sıkma portakal suyu. Vapurdan inince tramvayla Sirkeci'ye geçtik. Böylece toplu taşıma aracı olarak -epeyce küçükken yaşadığı 2 otobüs deneyimini saymazsak- sadece vapuru ve motoru bilen Zeyno, ilk defa tramvaya bindi.

Önce babanın fotoğrafçıdaki işini halletmek üzere Hayyam Pasajı'na doğru çıkarken, ilk molayı baklavacının önünde verdik. Baklavacının vitrinine adeta yapıştı ve "baklava yiyelim mi?" önerimize parlayan gözlerle "evetttt" diyerek dükkandan içeri daldı.

Sabah sabah baklavalar mideye indirildi, fotoğrafçıdaki iş çabucak halledildi ve...

Bir katı adeta "sticker cenneti" olan pasajda Zeyno kendini kaybetti... "Bunu da bunu da" diyerek bir tomar sticker aldı...

Eminönü'ndeki çarşı da balıkları, papağanları, tavşanları, tavukları, güvercinleri, köpekleri seyretti

Kuşlu Cami'de güvercinlere yem attı. Bir tabak, bir tabak, bir tabak daha...


Başlardaki korku yerini eğlenceye bırakınca güvercinlerin peşinde koşturdu durdu

Taksim'e çıkana kadar, o bir an önce uykuya dalmak için arabasının içinde pozisyon değiştirip durdu, biz de daha yemek yemediği için, uyumaması için elimizden geleni yaptık. Baba kısa bir iş için yarım saatliğine bizden ayrılınca, tüm uykuya rağmen biz soluğu Taksim Parkı'nda aldık. Zeyno sallandı, sallandı, sallandı...

Yine uykuya karşı verilen mücadeleyle, kısa bir süre sonra İstiklal'de yeni açılan Nord See'deydik. Balığını ve üstüne mandalinalarını yedi. Kendimizi tekrar caddeye vurduğumuzda ise hemen uykuya daldı... Biz Ara Kafe'de çaylarımızı/kahvelerimizi yudumlarken O da mışıl mışıl uyudu...

16:30 vapurunun koltuklarına yayıldığımızda anladık o gün ne kadar yorulduğumuzu. Yorulmuştuk ama hepimize iyi gelmişti bu averelik. Gün boyunca hiç yağmur yağmadı ve gezip dolaştıkça enerjim yerine geldi.

10 yorum:

Hayal Arkadaşlarım dedi ki...

Maşallah ya. Zaman ne çabuk geçiyor. Zeynep in resimlerine bakınca daha iyi anlıyorum bunu. Dolu dolu bir gün geçirmişsiniz.

Sevgili Sayfa dedi ki...

Nurdan'cım, baklava vitrinine yapışmış olan Zeyno'ya (ve itiraf ediyorum baklavalara da!) bayıldım.
Ne güzel bir gün olmuş. Bir de arabasında öğlen uykusu haa! Maaşallah! Öpüyorum ikinizi de :)

ÇAğ dedi ki...

Zeynoya bak baklavalara nasıl bakıyor yavrum. Az önce bloga bakmadan önce düşündüm sizi, nerelerdeler acaba, kesin bi yerde geziyorlardır diye, doğru çıkmış 6. hissim, İstanbul'a gidince önce Eminönüne giderim:)Arabasında yuyan Zeynoya kocaman alkış.Her daim senin sözün aklımda, anne ne kadar rahat çocuk o kadar rahat...
Öptüüüm

nalan dedi ki...

Zeyno'ya evde yapılan tost ve portakal suyunu okuyunca tutamadım kendimi bravo dedim valla :)

AYDIN YILMAZ dedi ki...

kardeşlerim iyi bir gezinti olmuş. İyi bi anlatımla ben de gezmiş kadar oldum. :)))) Ayaklarınıza sağlık

Doğa dedi ki...

:)Boyle bır avarelıgı yaz sonu yapmıstık... bır daha ne zaman olur bılınmez.. ama bu fotograflar ve anlatımla.. oradaymısım gıbı hıssettım :)

Sevgıler..

Sudamlam dedi ki...

korka korka tıkladım bloğunu, uzun zamandır ne zaman açmaya çalışsam onlarca açılıyor ve bilgisayarımı kilitliyordu. facebook' dan da yazayım diyordum tam. dedim dur kitlerse kitlesin özledim zeyno'yu belki bir haber vardır :) ki varmış :)) ne keyifli bir gün ve maaşallah zeyno'ya ne kadar uslu uslu dolaşmış. offff ben damla'yı düşünemiyorum bile Taksim' de :(

kucukbey dedi ki...

merhaba
bu sticker cenneti hangi handaydı acaba ? hayyamda mı ?

Adsız dedi ki...

stickerlari nerden aldiniz? adresi verebilir misiniz? tesekkurler..

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Küçükbey ve adsız,

sticker'ları Hayyam pasajı'nın biraz ilerisinde bir pasajdan aldık. Adını hatırlayamadım ama sorunca hemen gösteriyorlar zaten :))