10 Nisan 2009 Cuma

Sobe-ler-

Uzun zaman oldu yine yazmayalı. Her gün aklımda; "bugün yazacağım!" diyorum ama olmuyor. Yetmiyor saatler... Kalıyor bir sonraki güne. Bu kez öyle olmasın diye başladım hemen yazmaya. Birazdan yemek yiyeceğiz; bu nedenle muhtemelen birkaç molayla yazacağım. Ama bu kez kararlıyım!

Yazamadığım süre boyunca iki kez sobelendim. Damla'nın annesi Yaprak sobeledi beni; iki kez. Önce onlarla başlayayım dedim.

İlk sobenin konusu evlendiğiniz zamanki ve şimdiki haliniz. Nedense önce aldığım kilolar geldi aklıma. Nikah masasında "evet" dediğim kilom 54, geçen 9 sene ve birkaç ayın ardından 68. Evliliğim tam 14 kilo kazandırmış bana. Ama yıllar sonra görüştüğüm arkadaşlarımın söylediğine göre hiç değişmemişim. Boydan kurtarıyorum sanırım. Bir de makyaj yapmıyor, saçımla pek uğraşmıyor olmamdan...

Evliliğin fiziksel katkılarını bir yana bırakıp, neden olduğu ruhi değişimlere gelirsek, törpülenen inatçılığımı tek geçerim. Hala tam anlamıyla kuzu gibi olmasam da, bekarlık günlerimin dikbaşlılığı ve inatçılığı, evlilikle birlikte epey eridi. İki inatçı keçi, hayatımızı böyle devam ettiremeyeceğimizi anlayınca, inatçılıklarımızı bir kenara bırakıverdik. İstisnalar kaydeyi bozmaz! Bu konuda, Gülfer'i sobeliyorum.

Gelelim ikinci sobenin konusuna: Ben kimim? Fiziksel özellikleri sıralamak kolay da, insanın huyunu suyunu anlatması zor. Deneyelim bakalım.

Çalışmayı severim. Her ne kadar emekliliğimi iple çeksem de, o zamana kadar çalışmadan duramam. Yaptığım işi en iyi şekilde yapmak isterim. Laf gelsin istemem.

Sevdiğim insanlarla çok konuşurum, eğer karşımdakini sevmemişsem bir anda domuz gibi olurum. Önyargılıyımdır bu konuda biraz. İlk karşılaşmadaki hislere inanırım. Ya severim, ya sevmem. Pek ortam yoktur bu konuda.

Sabırsızımdır. Sıkılmadan, uzun uzun, anlaşılır şekilde anlatırım. Ama sadece bir kez. İkinciyi anlatacak sabrım yoktur. Sırf bu nedenle babamın isteğiyle üniversite tercih formuma yazdığım öğretmenlik mesleğini, son anda "ya tutarsa" korkusuyla silmişliğim vardır. Bilmem kaç bin parçalık puzzle'ları bir çırpıda yapışım da bundandır. (Zeyno'ya karşı gösterdiğim sabra ben bile şaşırıyorum!)

Düzenli ve planlı olmayı severim. Yapılacak işler, kafamda da, not defterinde de hep bir sıra halindedir. Sırayla yapar, üstünü çizerim. Gece evi toplamadan asla yatmam. Organizasyon insanıyımdır. Organizasyon yapmayı ve işlerin tıkırında gitmesini severim.

Gezmeye bayılırım. Olmuşla ölmüşün çaresi yoktur felsefesine inanırım. "Tüh tüh, vah vah" yapmam bu nedenle. Kimseye eyvallahım yoktur. Hayatta en istemediğim şey birine muhtaç olmak, birilerine minnet etmektir.

Amma da çok şey varmış yazacak! En iyisi burda noktayı koymak. Ve sevgili Arınç'ı sobelemek!

4 yorum:

DURU'NUN SAYFASI dedi ki...

Cevap en kisa zamanda geliyor...
Sevgiler
Arinc

Sudamlam dedi ki...

nihayet valla :) sende oğlak gibi duruyorsun :))

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Arınç,
bekliyorummm...

Merhaba Yaprak,
bence de nihayet :)) Aslan'ın ben...

cAg dedi ki...

Nurdancım, sabırsızım demişsin ya, Zeyno okula başladığı zaman sen ders çalıştırma, yeni eğitim sisteminde ilk 3 ay kadar veli çalıştırmış:)Gerçi çocuklar ebeveynleri nasılda törpüler...
Öptüüm