26 Nisan 2009 Pazar

Duru&Zeynep

Yine çok ara verdim. Bi sürü şey birikti. İzmir'i yazmadan önce, Geçen haftasonuna ait Burgaz Adası notlarını düşmeli mutlaka.

Osman'ın nöbet ertesiydi. Rutin bir şekilde geçecekti. Zeyno öğlen uykusundan uyandıktan sonra annemlerden Ada'ya geçecektik. Ama Pınar Cumartesi açtığı telefonla fitilimi ateşleyince öyle olmadı. Bir anda değiştirdim programı.

Pazar sabahı saat 09:00'da onlarla iskelede buluştuk. Motorla, Kınalıada duraklı Burgaz yaptık. Biz bir ileri iki geri kahvaltı yapacağımız yere varmıştık ki, Osman da katıldı bize. Salaş görüntüsünü şaşırtacak kadar harika bir kahvaltı sundular bize. Tertemiz örtüler, sıkma portakal, sıcacık çaylar, tam kararında kahvaltılıklar. Öyle gözünüzü doyurmayan ama çoğu tabaklarda ziyan olan brunch cinsinden değil yani.

Güneşe verdik sırtımızı, sohbet ettik, yedik içtik... Kızlar neredeyse hiç takılmadı bize. Aslında ara sıra öpüşmek ve şapkaları değiş tokuş yapmak dışında birbirlerine de pek takılmadılar ama herhalde yaydıkları pozitif enerjiden olsa keyifle vakit geçirdiler bize takılmadan.

2 yaşına sayılı günler kalan Duru Kuşu ve O'nun yaptıklarını taklit eden Zeyno

Kızlar, kahvaltı yaptığımız mekanda kendilerine hediye edilen muffinleri mideye indirirken

Kahvaltıda yediğimiz tereyağlarının günahını Kalpazankaya'ya kadar yürüyerek çıkardık. Yol boyunca, arabasında oturur pozisyonda uyumak için direnen Zeyno'ya güldük, Pınar'la dedikodu yaptık, Ada evlerine hayran kaldık, bol oksijeni ciğerlerimize doldurduk.

Kalpazankaya yolunda oturarak uyumaya direnen Zeyno

Dönüşte, sahilde balık keyfi yaptık. Zeyno'nun Ertuğrul'a yaptığı cilvelere, Duru'nun yine oturarak uyumaya çalışmasına güldük.

Yemek boyunca, sırf Ertuğrul'a cilve yapmak uğruna arabasından inmeyen Zeyno

Burgaz kesmedi, Heybeli'ye geçtik birlikte. Motor saatine kadar sahilde kahvelerimizi yudumlayıp, kurabiyelerimizi yedik. Lafladık, gülüştük...

Yorgunluğumuzun ve yanan yüzümüzün farkına ancak akşam eve gelince vardık.

Ama ne iyi yaptık... Teşekkürler Pınar; ilk fırsatta tekrarlayalım...

Duru'ları yolcu ettikten sonra, tüm günü yorgunluğuna aldırmadan eve dönüş yolunda,
parka saran Zeyno


Ve son nokta: Lülll (yani gül, her nevi çiçeğe Zeyno tarafından verilen ad) koklanır, evin yolu tutulur...

7 yorum:

Hayal Arkadaşlarım dedi ki...

Yawrummmm.Yerim ben onun köfte ayaklarını.Bahar geldi, havalar güzel gitmeye başladı.Bizde kızımla arada yapıyoruz böyle kaçamaklar, nefes almak, ruhları tazelemek için ideal. Keyfiniz daim olsun. Sevgiler.

pinarbk dedi ki...

O yorgunluğun üstüne bir de parka mı gittiniz? Bravo vallahi:)))

Harika bir gündü. Hava, sohbet, kızlar...En kısa zamanda yinelemek ümidiyle...

DURU'NUN SAYFASI dedi ki...

Nurdancim,
izmir fotolarini bana da atar misin :) Biz hic foto cekmedik o gun...

cAg dedi ki...

Ben biliyorum Pınar'da okudum, imrendim, kıskandım.İki yaramaz cincin, çok tatlılar çok...
Öptüüüm

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Hayal Arkadaşım,
arada kaçamak şart! Teşekkürler...

Merhaba Pınar,
eve varana kadar yol üstünde iki park olduğundan, birinden kaçsak diğerine kesin yakalanıyoruz. Umarım tekrarlayabiliriz...

Merhaba Arınç,
fotoları aldın sanırım...

Merhaba Çağlayn,
kıskanma. İstanbul'a geleceksin ya, hemen planlarız bi buluşma...

Sudamlam dedi ki...

Ne güzel geçmiş gününüz. Cumartesi büyük bir cesaretle boğaz turu yapsak mı derken hava bozdu, kala kaldık biz. Damla tam günün ortasında uyuyor. Uykusu gecikirse yada uyumazsa aman allahım huysuz bir çocuk oluyor. O yüzden hala çok uzaklara gitmektense evde oturup parka falan gitmeyi tercih ediyorum mecburen :(

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Yaprak,
Zeyno da tam günün ortasında uyuyor. Mümkün olduğunca onun düzenine göre planlar yapmaya çalışıyorum. Ama bazen cesaretli olmak lazım. Merak etme, düşündüğünden daha güzel geçecektir. Mesela kızların uyku saatinde yürüyüşe başladık biz. Onlar da bir süre sonra uykuya dayanamayıp, arabalarında uyudu :))