11 Ekim 2013 Cuma

İlkokul mektubu


Geçen hafta okulda çektikleri fotoğraf, buzdolabımızın üstündeki yerini aldı.


Zeyno’cum,

İlk 1 yılının ardından bu bloğa yazmaya devam ettiğime ve özellikle hayatındaki “kaydadeğer” şeyleri buraya not düştüğüme göre, ilkokula başlamanı da yazmalıyım elbette. Her zamanki gibi yazacağım olayın başlangıcıyla eşzamanlı not düşmeyi beceremedim tabii. Ama aslına bakarsan iyi de oldu, şimdi yazacak daha çok şey var.

Bu kez yazımı sana hitaben yazıyorum. Bunun nedeni, zaman zaman kendi eğitim hayatımla ilgili yaptığım sorgulamalar. Sen de eğitim hayatını çoook gerilerde bıraktıktan sonra bu tür sorgulamalara girersen, bu mektubumu oku lütfen.

En iyisi baştan başlamak sanırım; yani anaokulundan. Bu konuda detaylıca yazılmış yazılarım var ama yine de kısa bir özet geçmekte fayda olacak. Çünkü mantığımız seni anaokuluna yazdırırken nasıl işlediyse, ilkokul için de aynı şekilde işlemeye devam etti.

Sen 3 yaşını henüz bitirmiştin ki, doğup, 3 seneni geçirdiğin Heybeliada’dan Beylerbeyi’ne taşındık. Sebep babanın tayini. Ve ben, bu taşınmadan sadece birkaç gün sonra seni anaokuluna göndermeye başladım. Bunun iki nedeni vardı: Birincisi 3 yaşını bitirmiştin; yani uzmanların önerdiği anaokuluna başlama yaşına gelmiştin. İkinci ve asıl neden ise – açıkça itiraf ediyorum – günün 24 saati içinde sadece bana ait zamanlar istiyordum artık. Hayalim şuydu; sen anaokulan gidecektin, senin okulda olduğun saatlerde bana – yalnızca bana – kalacaktı!

Çok kolay olmadı. 15 gün boyunca geceli – gündüzlü ağladın. Sen ağladıkça ben gittim – geldim ama pes etmedim. Ve böylece senin keyifli anaokulu günlerin başlamış oldu.

Buradaki kritik konu, gittiğin anaokuluydu. Babanla hangi anaokuluna gideceğini seçerken ilk önceliğimiz “evimize en yakın okul”du. Çünkü henüz 3 yaşındayken servisle bir yerden bir yere gitmeni istemiyorduk. Hele ki İstanbul’da!

Evimize en yakın anaokulu, kuş uçuşu bakıldığında neredeyse evimizin bitişiğinde olan, yürüyerek 20 dakika, arabayla da 5 dakika uzaklıktaki Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Uygulama Anaokulu’ydu. Biz de ilk iş oraya gittik. Evet, kendine ait bir oyun bahçesi yoktu ama bitişikteki Boğaz’a nazır park kısa sürede sizin olmuştu. Evet çatı katındaydı ve minik ayaklarınızla 2 kat merdiven çıkmak zorundaydınız ama bu hiç sorun olmadı. Evet sınıfınızın havalandırması iyi değildi ama Ayşe Teyze’niz sizin temiz bir ortamda olmanız içinden elinden geleni yapıyordu.  Sonuçta başka anne-babalar için çok önemli olan ve vazgeçemedikleri bu detaylara takılmadık biz. Ve birkaç ay sonra ilk öğretmenlerin Tülay Hanım, Tuba Öğretmen ve Emine Öğretmen’i daha yakından tanıyınca çok doğru bir karar verdiğimizi iyice anladık. Böylece, dünyayı gezmeyi, okumayı, sanatsal etkinlikleri takip etmeyi seven, sıcakkanlı ve güleryüzlü öğretmenlerini rol model alarak, evden okuluna sadece birkaç daikada gidip-gelerek, keyifle geçirdin 3 yılını.

Ve 6 yaşını bitirirken, yani ilkokula başlayacağın sene Karamürsel’e taşındık. Sebep yine aynı.

Ama bu kez, oturacağımız evi seni düşünerek seçtik. Birincisi, Ada’da doğayla içiçe büyüyen, İstanbul’dayken “nereye gidelim?” sorusuna “ormana” diye cevap veren, çiçekleri – böcekleri seven sen, uzunca bir süredir bahçeli ev istiyordun. Karamürsel’deki evler de bahçeli ve müstakildi. İkincisi, buradaki evlere yürüme mesefesinde bir ilkokul vardı.

Bu arada “Zeyno okula başlayacak, gitmeyin o küçük yere. Babası hafta sonları gelir, siz Zeyno’yla İstanbul’da kalın” diyen arkadaşlarımız çok oldu. Ama bunu bir an bile düşünmedik. Çünkü biz, bir arada mutlu olan bir aileyiz.

Anaokuluna başlarken işleyen eğitim mantığımız, ilkokul döneminde de yine aynı çalıştı; ilk öncelik eve en yakın okulundu!

Evet, Kaytazdere diye küçük bir yerde otururken, insanın çok da alternatifi olmuyor. Ama seni, İstanbul’un en gözde kolejlerinden birinin Yalova şubesine, üstelik İstanbul fiyatının yarısına gönderebilirdik. Böylece sen de havalı bir kolej mezunu olabilirdin. Ancak hem birkaç özel okul dışında Türkiye’deki özel okulların eğitim sistemine inanmadığımızdan hem de şehirlerarası bir yolda her gün saatlerce zaman kaybetmeni istemediğimizden, hiç düşünmeden seni evimize yakın olan ilkokula yazdırdık.

Şimdi Piyale Paşa İlköğretim Okulu öğrencisisin. Sınıfın 1-B; okul numaran 108.

Uyum haftası denilen ve sadece 1. sınıfların okula gittiği ilk hafta, birlikte gidip geldik okula. İlk gün, ben sınıftan ayrılırken ne kadar endişeli olduğunu bakışlarından anladım. Hatta gözlerin dolu doluydu. Ama tenefüse gayet neşili çıktın.

Bir hafta sonra sonra bana “ben artık okula kendim gidebilirim, gelmene gerek yok” dedin. Bazı sabahlar bisikletinle, bazı sabahlar yürüyerek koyuluyorsun yola. Arada sırf keyif için, birlikte gidiyoruz. Öğlen yemek yemek için eve geliyorsun, sonra yine okul.

Eğer yolda çam fıstığı toplamaya ya da arkadaşınla parka takılmamışsan, öğleden sonra 3 gibi evde oluyorsun. Hava güzelse, komşu ablalarla bizim bahçede toplanıp, birlikte ödevlerinizi yapıyorsunuz. Hava kötüyse, birinizin evinde.

Mutlu olduğunu düşünüyoruz. Bu dönemde senin okuluna fazladan harcamadığımız parayla bol bol geziyoruz. Zaman ne gösterir bilmiyorum ama şimdilik keyfimiz yerinde.

Seninle ilgili olarak hayattaki ilk önceliğimiz mutlu ve keyifli bir çocuk olman. Doğru ya da yanlış, senin için seçimlerimizi buna göre yaptığımızı bil lütfen.


Bir hafta içi sabahı


8 yorum:

Suleyman Erharat dedi ki...

Bayıldım :)

Nurdan Gencturk dedi ki...

Bayılmana bayıldım Süleyman :) Sizin bu konudaki (ve hayatla ilgili pek çok konudaki) yorumunuz bizim için çok önemli...

Melek Duru'nun annesi dedi ki...

merhaba kızımla yaşıt olduğu için zaman zaman blogunuzu ziyaret ederek zeynebe bakıyordum ama hiç yorum yazmamıştım karamürsele taşındığınızı ve kızınızın okula başladığını görünce yazmak istedim bizde gölcükteyiz benim kızımda okula başladı ...yeni evinizin ve okul hayatınızın uğur getirmesi dileğiyle..sevgiler

Aykut Emre SAĞLAM dedi ki...

Merhaba, sizinle anne adayları için oluşturduğumuz Türkiye'de bir ilk olan uygulamamızı paylaşmak istedik.

Gebelik Takvimi isimli Facebook uygulaması ile hafta hafta gebelik takibini anne adayları her hafta Facebook profillerine gelen uyarı ile takip edebiliyorlar.

Anne adayı hangi haftada ise o haftanın anne ve bebekteki degisiklikleri ayrıntılı olarak resimler ve video görüntüleriyle birlikte sunuluyor.

Sizinde bu ücretsiz uygulamamızı inceleyerek anne adaylarını bilgilendirebileceginizi düşündük.

Gebelik Takvimi Facebook uygulama linki: https://www.facebook.com/gebelikveannelik/app_357644351038582

Görüş, öneri ve eleştirileriniz için şimdiden teşekkürler.

Nurdan Gencturk dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Melek Duru'nun annesi,
evliliğimizin ilk yıllarında, Zeyno henüz hayatımıza girmemişken, biz de 5 yıl kadar Gölcük'te oturmuştuk. Yolumuz tekrar bu tarafa düşünce, sırf Zeyno için Karamürsel'i seçtik bu kez :)) güzel dilekleriniz için teşekkürler... ve hepimize kolay gelsin; el yazısı gerçekten zormuş :))

Nurdan Gencturk dedi ki...

Aykut Bey,

keşke 7 sene önce kadar böyle bir şeyden haberim olsaydı :) burada, daha çok kızımla ilgili notları yazıyorum. Bu nedenle size buradan yardımcı olabileceğimi sanmıyorum...

Mommyslifetime dedi ki...

herşey çocuklarımız için
mommyslifetime.blogspot.com