22 Ağustos 2013 Perşembe

Yeni ev, yeni hayat

Evimizin ön kapısı - üst kat pencereleri Zeyno'nun odasının

Neredeyse 1 ay olacak taşınalı. Düzen kurulduğuna ve bu düzene alışıldığına göre, artık yazma zamanı gelmiş demektir.

14 senelik taşınmalı hayatımızda, ilk kez taşınacağımızı önceden biliyorduk  aslında. Yani buna hazırlıklıydık... da, bir tek Gölcük’e hazırlıklı değildik nedense? Tuzla’dan Foça’ya, Aksaz’dan İskenderun’a her yeri düşünmüştük de, bir tek daha önce, evliliğimizin ilk yıllarında 5 sene oturduğumuz Gölcük’ü getirmemiştik aklımıza. İşte bu nedenle haberi alınca küçük bir şok yaşadık. Bir Cumartesi günü, Zeyno’nun voleybol antremanındayken aldık haberi. Osman telefondaki arkadaşına “Gölcük mü?” dedi; bunu duyan ben de yanımdaki arkadaşıma.

Bahçe tarafı

Kısa sürdü ama şaşkınlığımız. Ve hemen planlara başladık. İlk planımız, oturacağımız lojmanı Gölcük’ten değil, Karamürsel’den istemekti bu kez. Bunun için nedenlerimiz vardı kendimizce: Birinci neden Zeynep’ti. Çünkü Karamürsel’deki evler müstakil ve bahçeliydi. Bu da son yıllarda “ne zaman bahçeli evimiz olacak?” diye sızlanan Zeyno için şahane olacaktı. E daha önceki 5 yıllık tecrübemizden biliyorduk ki; biz Gölcük’ü sevmiyorduk ve sevememiştik. Ayrıca ben home office çalışma düzenine dönüp, haftada 1 gün iş için İstanbul’a gittiğimde, Zeyno’nun okula gitme ve bakım işini burada daha kolay organize edebilecektim. Eski birkaç arkadaşımız da Karamürsel’de oturuyordu... Yani karar hemen verildi...

Tatile çıkmadan birkaç gün önce Osman “Haziran sonunda lojmanları dağıtmak için bir toplantı yapacaklarmış. Katılalım mı?” deyince hiç düşünmeden “evet” dedim. Böylece o hafta sonu hemen Karamürsel’e gelip, elimizde boş evlerin listesi dolanmaya başladık. Niyetimiz “%100 müstakil”lik için tek katlı evlerden almaktı ama herkesin “kışın ısıtmakta çok zorlanırsınız” uyarısıyla, ibreyi iki katlılara çevirdik. Evlerin içini görme şansımız olmadığından biz de behçelerine bakarak  yaptık seçimimizi. Ve liste başına; bahçesindeki kiraz ağacına vurulduğumuz köşe ev 939-4’ü yerleştirdik. Biz tatildeyken Osman’ın vekalet bıraktığı bir arkadaşı toplantıya katıldı ve bu evi yerimize aldı.   

Hal böyle olunca, tatil dönüşü Karamürsel’de mola verdik. Anahtarımızı aldık ve yeni evimizin içini ilk kez gördük. Eskiydi, küçüktü ama şirin görünüyordu. Üstelik 55 yaşına rağmen büyük bir sorun da çarpmamıştı gözümüze.

O andan sonra İtanbul’da hızla geçti günlerimiz. Bir yandan, 3 yılda her köşesine iyice yayıldığımız kocaman evimizi toplayıp, kolilere sığdırdık; diğer yandan yeni evimize birkaç küçük tadilat yaptırdık. Ve Temmuz ayını tamamlamadan taşındık.

Zehra ve Zeynep - Bahçedeki ardiyanın kapısını boyarken

Bahçedeki masanın yemek saatleri dışındaki hali

Tam da tahmin ettiğimiz gibi oldu. Zaten daha önceden buralara aşina olan Zeyno eve ve behçeye bayıldı. Daha nakliye arabası eşyaları boşaltırken, bitişik evde oturan, kendinden 1 yaş büyük Zehra ile arkadaş oluverdi. Ada’dan bebeklik arkadaşı Arca’nın sadece 3 ev yanımızda oturduğunu öğrenince sevindi. Birlikte saatlerce resim yapabildiği Duru Abla’sının burada oturduğunu da biliyordu...

Bahçemizin hemen yanı başında, Zeyno'nun salıncağına ev sahipliği yapan incir ağacı

Geçen Hıdırellez'de, gül ağacına bağlayacağı kağıda bir kedi çizmiş; benden de kağıda "lütfen bir kedim olsun" yazmamı istemişti. 

Bir hafta sonra iyice yerleşmiştik. Mangalı da yakınca, “işte artık oldu” dedik. Birkaç ufak eksik dışında tamamız. Şu sıralar bahçeli eve alışmaya çalışıyoruz sadece. Terliklerimizin içine giren sümüklü böceklerin yapışkanına, acıkınca bacaklarımıza sürünen yavru kedilere, her akşam aynı saatte, bahçemize gelen kirpi için sessiz olmaya, dalından incir yemenin zevkine karşılık kollarımızın kaşınmasına, akşamsefalarının ne kadar hızla büyüdüğüne...

9 Eylül’de ilkokula başlayacak Zeyno. Okulu evimize 5 dakikalık yürüme mesafesinde. Ama o tarihe kadar yazlık mod’dayız hepimiz. Yemekler bahçede yeniyor. Zeyno geceyarılarına kadar bahçelerde oynuyor. Hafta sonları her daim hazır olan çanta kola takılıp, havuza gidiliyor. Yıkanan çamaşırlar bahçedeki ipe asılıp, rüzgara ve güneşe teslim ediliyor. Her fırsatta ardiyadaki mangal çıkarılıp yakılıyor...

Kısaca hepimiz alıştık yeni hayatımıza. Bakalım kış nasıl geçecek buralarda?

Gül köşesi

Arsız akşamsefaları

Dalından incir

Bahçeye bakan mutfak camımız

Bahçenin demirbaşları

7 yorum:

gülden başak yücel dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
dilsad dedi ki...

Osman merhaba ben Dilşad. Seni aramam niye bu kadar uzun sürdü inan bilmiyorum. Ama aklıma düştüğünde gülümsememe engel olamadım ve şimdi de sana ulaşmak için bu kanalı bulabildiğim için buradan yazıyorum. Gerçi ne yazacağımı da bilemedim.

Fotoğraflara kısacık baktım. Harikasınız. Umarım her zaman her güzellik sizinle olur.

Sevgiler
Dilşad Başer Ülgüner

533 / 397 1986
dilsadulguner@gmail.com

Adsız dedi ki...

yeni sürpriz hayat size güzellikler getirsin Nurdan;) çok sevgiler...keoszone / Özgür

Nurdan Gencturk dedi ki...

Teşekkürler Özgür :)

ÇAğ dedi ki...

Siz her yeri en güzel hale getirir mutlu olmayı da bilirsiniz,bakış açınız bardağın dolu kısmı, iyi günlerde oturun Nurdancım, Zeyno büyümüş kocaman olmuş öptüm yanaklarından...

neosphere dedi ki...

Zeyno ve siz kıymetini biliyorsunuz bugünlerin, çok özleyeceksiniz sonra. Çok özlüyoruz hepimiz Eğitim Merkezinde geçirdiğimiz günleri. 1981'den 1995'e kadar orda yaşadım ve hep özledim o zamanları. Blog fikri harika, anılar kayıt altında fotoğraflarla, devam edersiniz umarım...

Nurdan Gencturk dedi ki...

merhaba Neosphere,
14 sene uzun bir zaman... bir daha 1 yılı yeni doldurduk burada... Ama ailece çok mutluyuz burada olmaktan ve ayrıldıktan sonra özlemle anacağız herhalde? Elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum. teşekkürler...