9 Ağustos 2010 Pazartesi

2010 Yaz Tatili

Tatile çıkmadan önce buraya birkaç satır da olsa yazmayı istemiştim. Beceremedim yine. Tatile bilgisayarsız gitmek uğruna, son dakikaya kadar o kadar çok çalıştım ki... Bavulları hazırlama işini bile hiçbir zaman olmadığı kadar sonraya bıraktım bu kez.

Aslında tatil boyunca birkaç kez küçük notlar düşmek için fırsatım olmadı değil! Ama yine yazmadım, yazamadım... “Dönünce hemen yazarım” deyip, her şeyi aklımda tutmayı tercih ettim. Peki bunu becerebildim mi? Hayır! Tatilden dönmemizin üstünden neredeyse bir hafta geçtiği halde hala yazamadığım gibi, pek çok şeyi de unuttum. Artık aklımda kalanlarla idare edip, kısa bir özet geçeceğim. Galiba en güzeli madde madde ilerlemek.


Oyuncakçı mı, kitapçı mı? Kesinlikle kitapçı!

İzmir-Eski Foça-Datça-İzmir rotasıyla tamamladık 5 haftalık tatilimizi. Neredeyse O’nun için her şeyin serbest olduğu İzmir’deki babaanne evi Zeynep için cennet gibiydi. Bol bol kıkırdadı, nazlandı, ona gösterilen sonsuz sevginin tadını çıkardı...


Eski Foça'nın vazgeçilmezi, çınar altında sakızlı dondurma


Foça'da sabah mesaisi: çamfıstığı toplama

Foça, rüzgarıyla tanıdıktı yine ama suyuyla şaşırttı bizi bu kez. Geçen sene 19-20 derece civarında olan deniz suyu, bu sene 25 derece civarıydı. Zeynep sadece birkaç kez kucağımızda tam anlamıyla denize girdi ama bütün gün deniz kenarındaydı. 50 koruma faktörlü güneş kremi sayesinde haşlanmadan uzun uzun oynadı güneşte. Sabahları, kaldığımız misafirhanenin bahçesinden çamfıstığı topladı bol bol. Akşamları sakızlı dondurmasını yemeden uyumadı. Öğle uykusunu pas geçtiği günler, akşam yemeğin peşine pusetinde uykuya yenik düştü. İlk kez tramboline bindi burda. Zıpladı, zıpladı, zıpladı... Çok, çok sevdi bu işi.


Foça'nın denizi... Mavi, serin, güzel...


Deniz sefası sonrası akşamüstü park sefası...


Bu yazın favori içeceği limonata


Yollarda...

Palamutbükü’nde “ama anne dalga var” diyerek adımını bile sokmadı denize. Hatta deniz kıyısına bile inmedi. Bulduğu her kutuya, ped şişeye, kovaya taş topladı. Her gün dondurma yeme işini Payam’da devam ettirdi. Hato’yu gördüğüne çok sevindi. Çamfıstığı yerine erik, incir topladı burda da ağaçlardan.


Palamutbükü - Fatoş'un bahçesi
-Anneee, bunlar erikmişşş! Ama üzüm gibi...



Kumsal arkadaşı Nehir / Palamutbükü

Her gün “artık evimize gidelim, Ada’ya gidelim” diye sayıkladı...

Detaylarını daha sonra uzuncaaa yazmaya kararlı olduğum önemli bir konuyu hallettik; tatil öncesi telkinlerimiz sonucu, deniz kıyısına adım attığımız ilk gün Zeyno bezini çıkardı. Hal böyle olunca, tüm tatil boyunca, nerede olursak olalım seyahat lazımlığını yanımızdan eksik etmedik. Yanımıza almayı unuttuğumuz anlar kısa süreli panikler yaşadık.

Tatilin ortalarında birden fark ettik ki, Zeynep artık “r”leri söyleyebiliyor. Hatta bazen abartarak söylüyor. Gel gör ki, şimdi de, arada “y”ler “r” olmaya başladı: Arakkabı, raprak...

Ufak tefek yaz kazaları yaşadı bol bol. İstanbul’dan ayrılırken daha havaalanında, uçağa yürürken düşmesiyle başlayan bu “yaralanıp-berelenme” işi son güne kadar devam etti. İçlerinden biri ciddiydi sadece. Şimdilerde kolundaki izi görüp soranlara “çorba döküldü ama çok acımadı” diye anlattığı yanma olayı. Garsonun getirdiği kurufasulyenin o kadar sıcak olduğunu ve babasının kucağındaki Zeyno’nun kolunu kaşla göz arasında o kaseye sokacağını nereden bilebilirdik ki? Oldu ama işte; her kaza gibi bir anda, göz açıp kapayıncaya kadar. Masaya gelen soğuk suyun bu kadar işe yarayacağını tahmin etmezdim. Bu su sayesinde ucuz atlattık.

3 tane yeni şarkı öğrendi, neredeyse kapı gıcırtısında dans etti, bir sürü insanla tanıştı...

Kanının ısındığı insanlarla uzun uzun sohbet etti, istemediklerine tam bir domuz oldu...

Yine tatil öncesi telkinlerimiz sonucu, bu sene oto koltuğuna oturmayı kabul etti. Her oturuşunda “bebekler buna oturamaz ama, ben büyüdüm ya, ondan oturabiliyorum” diye izahat yaptı.

Hava nedeniyle daha sorunsuz ve rahat geçtiğinden, bu kez uçak yolculuklarında arıza çıkarmadı. Sorunsuzca kemerini taktı, oturup koltuk cebindeki dergiyi karıştırdı, ona da tıpkı bizimki gibi yiyecek ikram edilmesine çok sevindi. Bu durumdaki açıklaması: “Bebekler böyle oturamaz, ben büyüdüm ya onun için kemerimi takıyorum. Onun için bana da kek veriyorlar...”


Havlu yerine peştemal... Oh ne rahat...


Palamutbükü'nün dondurmaları Payam'dan... Her gün bi renk...

Bu sene de uzun bir yaz tatili yaptı Zeyno. Denize değil ama kuma, güneşe doydu. Şu sıralar Ada rutinine kaptırdı yine kendini. Sabah kahvaltının ardından “Anne dışarı çıkalım mı?” demeye başladı. Son ayımız Ada’da. Her fırsatta sokaklardayız yine. Zeyno bildiği mekanına kavuştuğu için mutlu... Sahilde, pastanede, balıkçıda, meydanda... Sabah... Akşam...

8 yorum:

pinarbk dedi ki...

lİMONATALI VE PEŞTEMALLI zEYNO FAVORİM. Resimlere bakınca iyice farkettim, sizi özlemişim:)

Bu arada, çekim yasasına devam: Erenköy, Erenköy,Erenköy...

AycA dedi ki...

Şu dondurmalı surat pek tanıdık geldi :)))

ÇAğ dedi ki...

Hoooşgeldiniz, sizin uzuuun tatillerinize hastayım, imreniyorum. Zeyno abla olmuş, çoook büyümüş.Biz bezi attık, zamanı gelince kurulmuş saat gibi halloluyor her şey..
Öptüüüm

Nurdan Gencturk dedi ki...

Pınar,
peştamalı hatırladın mı? Geçen sene Palamutbükü pazarından birlikte almıştık :)) Biz de sizi çok özledik. Çekim şu anda Beylerbeyi yönünde daha kuvvetli görünüyor.

Ayça,
şu sıralar bütün çocukların suratları böyle zaten :)

Hoşbulduk Çağlayan,
bu sene kısa tatil yaptık ama ya :)) Kızlar hızla büyüyor, yakında yaşını soranlara 3 diyeceğiz... Ben de bez işini umduğumdan kolay atlattım ama geceleri hala bez takıyorum. Siz gece ne yapıyorsunuz?

dilek dedi ki...

Merhaba,
Zeynep ile yaşadıklarınızı bloğunuzda paylaşıyor olmanız pek çok anne için yol gösterici. Ben de size bebeğinizin banyosu için faydalı bilgileri bulabileceğiniz bir site önermek istiyorum. www.ilkbanyokeyfi.com adresinde, bebeğinize banyo yaptırırken nelere dikkat etmeniz gerektiğinden, doğru su sıcaklık ayarına, bebekler için banyonun öneminden, banyo için gerekli malzemelere kadar bir çok önemli bilgiyi bulabilirsiniz.

Ayrıca siteyi ziyaret ettiğinizde bebeğinizin ilk banyo keyfi resimlerini yükleyip diğer katılımcılar ile paylaşabiliyorsunuz ve GROHE termostatik batarya almak için de hemen %15 indirim çeki alabiliyorsunuz. Bebeğinizi sağlık ve mutlulukla büyütmeniz dileği ile…

Sevgiler…

KEO dedi ki...

hoşgeldiniz Nurdan, ben tatil yazısını 1 ay sonra yazabildim sen 1 hafta sonra yazmışsın çok mu:)) harika bir tatile benziyor;)

Sudamlam dedi ki...

okudum okudum 5 haftaya takıldım kaldım :))) maaşallah seneye de nasip etsin allah inşallah.. bana da tabi, en azından 5 gün de yeter :)
bez konusunu biz de hallettik 2-3 aydır ama gece ıslatmaları oluyor. gece de bez takmıyoruz biz. bez bitti dedik çıkardık. kreşin psikoloğu kafası karışır gece de takmayın tutmayı öğrenmesi lazım demişti bize. gündüz emzirmeyip gece emzirmek gibi bişi demişti. hepten bıraktık o yüzden..
fotoğraflar çok güzel, zeyno çok tatlı...
ben kaçırmışım ada'dan taşınıyorsunuz sanırım.. belli ki buna en çok zeyno üzülecek...

Nurdan Gencturk dedi ki...

Merhaba Dilek,
eğer yzdıklarımdan faydalanan anneler varsa mutlu olurum... Önerin için teşekkürler ama bizim için biraz geç bi öneri :)

Merhaba Özgür,
zaman nasıl geçiyor anlamıyorum! Annelerin ortak derdi bu galiba :)

Merhaba Yaprak,
sanırım 5 haftalık tatil faslımız sona erdi. Ama belli olmaz tabii.. Ben geceleri Zeyno'ya bez takıyorum; psikolog yöntemiyle değil, anne yöntemiyle ilerlemeye karar verdim. Gündüz tutmalarda hiç sorun yaşamadık. Evet, çok kısa bir süre sonra Ada'dan taşınmış olacağız. Sanırım sık sık Zeyno'yu buraya getirmemiz gerekecek...