17 Eylül 2014 Çarşamba

2014 yazı... geldi... ve gitti...


Bahçe kapısından tatlı bir serinlik doluyor odaya... "Yaz" diyor bana, "artık yaz! "Çünkü yine zaman akacak ve yazmak istediklerin uçup gidecek aklından". Söz dinliyorum ve işte başlıyorum Zeyno'nun 2014 yazını, kısa da olsa yazmaya.

Bu sene, okulların kapanmasıyla birlikte yaz tatili de başlamış oldu bizim ev için. Ve tatilin ilk günüyle birlikte, evde tatil düzeni kendiliğinden hayata geçti. Özellikle de Zeyno için.

Her şeyden önce yatma-kalkma saatleri ortadan kalktı. Akşam geç saatlere kadar arkadaşlarıyla oynadı, bizimle oturdu ve bazı günler, gece ertesi güne dönerken yattı. Hal böyle olunca da sabahları neredeyse öğlene doğru uyandı.

Öğretmeninin yaz dönemi için verdiği ödevlerin bir kısmını halledebildi. Tabii ki isteksizce ve biraz benim zorlamalarımla.


İki tekerlekli bisikletle hızlı gitmek ve rüzgarı yüzünde hissetmek...

İki tekerlekli bisiklet sürme işini iyice kıvırdı ve bu arada kolluksuz yüzme işini de öğrendi. Daha doğrusu aslında biliyormuş da, bizim denetmeye onun da denemeye cesareti yokmuş sadece. Küçük bir adımla, Ege sularında kollukları çıkarır çıkarmaz yüzmeye başladı. Bu arada tüm bunlar olurken dişleri de teker teker dökülmeye başladı...

Yüzme demişken, gelelim biz büyüklerin yaz tatili günlerini nasıl planladığına...

 
Haziran 2014, Foça

Bu sene, bir son an planıyla, Datça yerine Foça'ya gitmeyi seçtik. En son 2,5 yaşındayken, soğuk Foça sularının ancak kıyısında kovası-küreğiyle oynayabilen Zeyno, bu sene neredeyse sudan çıkmadı. Ve biraz cesaret, biraz da Selin ve Nihan Abla'ya "ben de yapabilirimi" gösterme sevdasıyla "kolluklarımı çıkarmak istiyorum" deyiverdi eve dönmemize 2 gün kala. Birkaç kez babasıyla benim aramda gidip-geldi. Ardından gitgide uzayan minik hedeflere doğru yüzdü... ve kolluklarını bir daha takmamak üzere çıkardı. Foça dönüşünün ardından yaklaşık 1,5 ay kadar evdeydik. Burda da fırsat buldukça havuza götürdük Zeyno'yu. Havuzda da, kolluksuz yüzme işine dalmaları ekledi.


Artık kolluksuz...

Ağustos'un ikinci yarısında, yine bir anda karar verdik Midilli'ye gitmeye. Hemen o an Şebnem'leri aradık ve tarihleri, otelleri ayarlayıverdik beraberce.

Molivos'taydık yine. Geçen sefer kaldığımız otelin bitişiğinde. 8 günlük tatilin 2 gününde otelin önündeki plajdan ayrılmadık. Ama diğer 6 günde, atlayıp arabaya gezdik. Her gün farklı koylarda girdik denize. Dalından meyveler toplayıp yedik, küçük bi köyde festivale bile katıldık.

 
Ağustos 2014, Midilli


Akşamları anne zoruyla giyilen elbiseler...

Zeyno için bazı rutinler değişmemişti. Bir koydan diğer koya giderken arabada kısacık uykulara daldı. Akşam yemeğinde bir tabak cacık yedi. Yemeğin ardından dondurmasını almayı ihmal etmedi. Ama artık boyu uzun geldiğinden, yemeğin ardından iki sandalye üstü uykusunu yapamadı...

Haziran ayı geldiğinde, hepimiz tatil için gün sayar olmuştuk. Ağır adımlarla geldi ama hızla bitti yaz. Bugün okulun 3. günü. Osman işte, Zeyno okulda, ben bilgisayar başında... Çabucak dönüverdik okullu hayat düzenine. 2015 yazı geç kalmasa bari... :)


"Bi daha baba! Bi daha"