25 Mayıs 2014 Pazar

İki Hıdırellez arası


Küçük fotoğraf makinesini boşaltırken buldum bu fotoyu; Hıdırellez'den kalma...

Geçen sene Hıdırellez günü Beylerbeyi'nde oturuyorduk. Zeyno henüz okuma yazma bilmediğinden, bir kağıda kedi resmi çizmiş, altına da "bir kedim olsun" yazmamı istemişti. Sonra bu kağıdı apartman kapımızın önündeki gül ağacının dalına asmış, ertesi gün de Boğaz'ın serin sularına bırakmıştık.

2014 Hıdırellez'i... Altınova'da oturuyoruz... Zeyno ilkokul 1. sınıfa gidiyor ve okuma-yazmayı çoktan söktü. Bu kez kağıda özenli bir el yazısıyla yazıyor dileğini, ardından da bana okutuyor: "İyi ve başarılı bir öğrenci olmak istiyorum" yazmış. Geçen seneki dileğini hatırlatıp, "kedi istemiştim şimdi bir sürü kedimiz var. Bu kez de köpek yazsam olur muydu acaba?" diyor gülerek. Evimiz minik bir bahçe içinde, kocaman bir pembe gülümüz var. Bu kez ona astık dileklerimizi. Aslında ertesi gün sahile kadar gidip, yine denize bırakabilirdik ama biraz üşengeçlikten biraz da Boğaz'ın yerini tutmayacağından bir tas suya koyduk.

Geçen sene Kuzgukcuk Bostanı'nda yakılan ateşin üzerinden atlamıştık. Bu sene de ateş yakmaktı niyetimiz ama yağmur buna izin vermeyince, biz de evin içinde, yaktığımız mumun üzerinden atladık. Maksat ateş üzerinden atlamak değil mi?

Çok şey değişti iki Hıdırıellez arasında hayatımızda. Gelecek Hıdırellez'e kısmet...

Hiç yorum yok: