28 Ağustos 2012 Salı

En son buraya not düştüğüm 8 Mayıs’tan bu yana ne oldu? Çok şey oldu elbette yine. Şimdi aklımda kalanları, özellikle de yaz tatilini hızla özetleyeceğim. Bu kez az yazı, çok fotoğraf...

Zeyno’nun okulu Haziran’ın sonuna kadar açıktı. Gündüzleri okula gitti geldi; gün boyunca arkadaşlarıyla birbirine doyamadıklarından akşamları da evlerde toplandılar.

Bu yıl Temmuz ayında İstanbul’daydık. Hızlı geçti ama günler. Osman Uluslararası Psikoloji Kongresi için Cape Town’dayken, biz de annemlerde kaldık. Zeyno anneanne evinin keyfini sürdü, ben de tatil öncesi işleri toparladım. Ve tam da bu dönemde, Zeyno tamamen kendi isteğiyle saçlarını kısacık kestirdi.

Kısa bir süre öncesine kadar "ben saçımı Rapunzel kadar uzatıcam" diyen Zeyno, saçlarını kendi isteğiyle kısacık kestirdi...

Yaz tatilimiz daha önceki yıllara göre daha kısa ama hızlıydı.

Bu yaz başı araba alınca, İzmir’e bu kez uçakla değil arabayla yollandık. Bir gecelik molanın ardından Marmaris’teydik.

"Anneee... bak su balesi yapıyorummmm!"

En içten gülüş

Aksaz’daydık. Ada’dan arkadaşlarımız Nilüfer’ler de bizimle aynı dönemde kampta olunca, Zeyno’nun bu yazki arkadaşı Eralp oldu.

Erlap&Zeynep

Akşamın olmazsa olmazı trambolin...


Bir başka olmazsa olmaz dondurma. Bu yıl kaymaklı, çikolatalı, çilekli...

Ege&Zeynep

"Anne, bu büyüyünce benim olabilir mi?" sorusunun son istek parçası

Kamp bitiminde Datça’daydık. Adresimiz yine aynı olunca (Ovabükü-Gültekin Pansiyon), Zeyno burada da, tıpkı geçen yılki gibi Zeren’le (ve pansiyondaki diğer çocuklarla) arkadaşlık etti.

Hamak keyfi - Ovabükü

Denize doğru - Ovabükü

Ova'da son gün - Hato'nun bahçesi

Datça’daki günleri de tamamlayınca İzmir’e, babanne evine döndük. Biz gezerken, Zeyno yine kendi isteğiyle evde kaldı. Sanırım evde kalmak, o kadar sıcakta yollarda ya da sokakta olmaktan daha iyi geldiğinden?! Bu arada babanneyle mantı yaptı, çamaşır astı ve hatta camiye gitti...

Birlikte olduğumuz günlerin ikisinde Çeşme üzerinden Sakız’a geçtik. Süleyman-Mehtap ve Dilara da bizimle Sakız’a gelince, hepimizin keyfi iyice arttı. Zeyno, yorulduğu yerde Dilara ablasıyla takıldı, biz kızlar güneş battı diye denize girmezken, o babasıyla ve Süleyman’la denize dalıverdi... Eğer “tiropita” (peynirli börek) olmasa Sakız’da ne yiyecekti bilmiyorum? Gittiğimiz her yerde bu böreklerden ve cacık yedi. Üstüne de dondurma tabii...

Gün batımında deniz keyfi - Chios (Sakız)

Mesta - Chios (Sakız)

Mesta - Chios (Sakız)

İzmir’deyken, bir gün de Karaburun tarafına gittik beraber. Köylerde gezindik, denizi seyrettik, Arca’nın “koca nene”sini ziyaret ettik, yeni hayaller kurduk...

Bayram’ın ilk gününü de İzmir’de geçirdikten sonra döndük evimize. Şimdilerde Boğaz’ın keyfini çıkarıyoruz yine. Her fırsatta sahildeyiz. Ve okulların açılması için gün sayıyoruz...

Not 1: 8 Eylül itibariyle Zeyno 60 aylık oluyor. Yani okul için mecburi yaşta değil. Benim de henüz 60 aylıkken onu ilkokula göndermek gibi bir niyetim yok (hiç de olmadı). Hem de ilkokula başlama yaşı konusunda ortalık bu kadar karışıkken!

Not 2: Tatilden önce Zeyno öksürmeye başlayınca, bu bahaneyle Hilal Hanım’a gittik. Bu kontroldeki son ölçüme göre, Temmuz 2012 itibariyle boyu 113 cm, kilosu ise 23 kg. Hilal Hanım’ın yorumu: “Boy iyi, kilo üst sınırda”. Benim düşüncem: “Karbonhidratları biraz daha kontrol altına almalı sanırım?”

4 yorum:

erharat dedi ki...

Kalemine sağlık. Zevkle okuduk. Zeynep'in tüm faaliyetlerimize tamamen dertsiz bir şekilde katılması çok nazarı dikkatimizi celbetti. Sanırım TSE standartlarına uymuyor bu kız. Çocuk dediğin huysuzluk yapar, mızıldanır, bilemedin en azından ağlar. Bu konuda derhal birşeyler yapın. Diğer ailelere kötü örnek oluyorsunuz. Lütfen ama :)

Nurdan Gencturk dedi ki...

Tiropita ve Dilara hayat kurtardı Süleyman :))

esra-emir aydin dedi ki...

bayılıım ben kısa saçlı Zeyno'ya.çok yakışmış,afacanlık katmış ona..:))ne güzel bol bol eğlenmişsiniz tatilde..



Nurdan Gencturk dedi ki...

Teşekkürler Esra. Zeyno'nun saçları, bugün itibariyle daha da kısa! Ve gezmek güzeldir :))