8 Temmuz 2011 Cuma

Hadi bize müsade...


11 Haziran 2011 - Sene sonu gösterisinden


11 Haziran 2011 - Sene sonu gösterisinden


11 Haziran 2011 - Sene sonu gösterisinden

11 Haziran’da Zeyno’nun yılsonu gösterisi oldu. Uzun uzun yazmayı planlamıştım buraya. Yaptığı onca dans arasında en çok da Yağız’ın kollarında vals yaparken mutlu olduğunu; nasıl sonsuz bir güvenle kendini onun kollarına bıraktığını... Gösteri bitiminde herkes sahnede gülüşüp oynaşırken, bizimkinin “neden bana o kurdeleli kağıttan vermediler” diye ağlayışını... Salondan ayrılmadan önce Yağız’la nasıl kucaklaşıp, öpüştüğünü... İş, güç; her zamanki “zamansızlık”; “bugün olmadı yarın”larla yazamadım!


Yağız'la "Sevdim Bir Kadını" nameleri eşliğinde vals

Haziran ayında tam 3 kez doktorluk olduğunu yazacaktım. Artık şuruptan, ilaçtan, Zeyno’nun horlamasından ve öksürüklerinden, sürekli tıkalı burnundan nasıl da sıkıldığımı yazacaktım. Bu nedenle okulun son haftası okula gidemeyişini ve evde nasıl zaman geçirdiğini anlatacaktım. O da olmadı!

29 Haziran’da aldığı karneyi yazacaktım. Verilen gelişim raporunu özetleyecektim. Onu da beceremedim.

Ama artık yazıyorum. Çünkü zaman iyice daraldı. Birkaç gün sonra, Zeyno’yla yapacağımız uzun yolculukla tatili resmen başlatmış olacağız. Üstelik bu süreçte bilgisayarım da yanımda olmayacak. Yani şu anda yazdım yazdım. Yazmadım, herhalde bir daha yazamam bu arada olanları...

Bu kış ailece hepimiz yeni evimize alışmaya çalıştık. Üstüne Zeyno bir de şehirde yaşamayı ve okulu öğrendi. Öğretmenleri, arkadaşları oldu. Biz harıl harıl çalışırken, O da onlarca faaliyet yaptı, tiyatrolara-sinemalara gitti, gösterilere hazırlandı ve hastalıklarla boğuştu. Bu kış hepimiz çok yorulduk yani. Bu nedenle yazın dolu dolu bir program yaptım yine. Ne de olsa gelecek kışa enerji depolayabilmek için tek şansımız bu yaz tatili.

Osman’ın görev yeri değiştiği için bu sene, geçmiş üç senede olduğu gibi uzunnn bir “deniz” tatili yapamayacağız. Hal böyle olunca, ben de tatilin bir kısmında Zeyno’yla Erzurum’a gitmeye karar verdim. İstanbul’ın yapış yapış sıcağıyla boğuşacağımıza, Temmuz ayında kalın pijamlarımızı giyerek yatacak, belki de akşamları soba yakacağız. Kitaplardan ve çizgi filmlerden tanıdığı çiftlik hayvanlarını yakından görecek Zeyno. Bahçece çamurla, suyla, taşla, toprakla oynayacak bol bol. En azından ben böyle hayal ediyorum.

Arabayla gideceğiz. Annem, babam, kardeşim, Zeyno ve ben. Üstelik Karadeniz’den, geze geze. Acelemiz yok; 2 belki 3 gün sürecek yolumuz. Zeyno’nun arabayla yapacağı en uzun yolculuk olacak bu. Evet, itiraf edeyim endişelerim var. Ama arabadaki tayfaya güveniyorum bu konuda. Bir de ishal ve hastalık kabusum var kıştan kalma. Temiz ve kuru hava ile yüksek rakımın iyi geleceğini düşünerek rahatlatıyorum bu konuda da kendimi...

“Hadi bismillah” deyip, çıkacağız yola. Gelecek 3 hafta nasıl geçecek; ben de bilmiyorum. İyi geçmesini umut ediyorum sadece. Her şey düşündüğüm gibi olsun istiyorum. En çok da Zeyno keyif alsın istiyorum.

Detaylar ve fotoğraflar gelecek ay başında! Şimdilik bize müsade...

Hiç yorum yok: