13 Şubat 2013 Çarşamba

Anaokulunun son düzlüğü başlarken



Anaokulu koşusunun son düzlüğü başladı bu hafta Zeyno için. Tatil başlarken yazamadım; bari bitişinde yazayım

Karne tarzı bir şey vermek anaokullarında yasakmış. Bu nedenle karne değil, köşesine gülen yüz yapıştırılmış bir gelişim raporu aldı Zeyno ilk dönemin sonunda. Köşedeki gülen yüzden, yazanların iyi bir şeyler olduğunu biliyordu ama daha yolda, okuldan eve dönerken okuttu hızla bana. Ben okudukça, yüzünde gittikçe yayılan bir gülümsemeyle dinledi. Memnundu ama “1’den ona kadar sayabilir” cümlesine biraz bozulup, “ben çok daha fazla sayabiliyorum ki!” diye gösterdi tepkisini.

Hem benim artan toplantılarımı bahane edip, hem de daha uzun ayrılıklara alıştırma olsun diye, Pazar akşamı anneanneye bıraktık Zeyno’yu. Tatil boyunca, haftasonu hariç orda kaldı. Genel olarak halinden memnundu; başka alternatifi olmadığından sesini de fazla çıkaramadı ama gün saymaktan da alıkoyamadı kendini. Biz de arada birkaç akşam onu ziyaret etmeyi ihmal etmedik.

Tatil boyunca neler yaptı:

Anneanne evindeki onlarca çocuk kanalı nedeniyle bol bol tv izledi (bu bizi çok memnun etmesede, eve dönüşte neredeyse televizyonu hiç açmayınca, bu endişemizin yersiz olduğunu anladık. Tatildeydi, fazlaca alternatifi yoktu, elinin altında çok fazla çizgi film kanalı vardı, o da keyfini çıkardı)

Boncuklardan uzunlu kısalı kolyeler hazırladı (bu hala en sevdiği aktivitelerden. Dün akşam yatmadan önce bile, şık olma gününde takması için iki bileklik yaptık)

Bulduğu her kağıda resimler yaptı (prensler ve prensesler, çiçekler, desenler, hayvanlar... Son dönemde Zeyno’nun en çok yaptığı şey bu; çizmek ve boyamak. Dışarı çıkarken yanımıza aldığımız tek şey var; biraz kağıt ve boya kalemleri. Olmadığı yerde tek bir tükenmez kalem de idare ediyor)

Anneanne ile alışveriş merkezine gidip hamburger kaçamağı yaptı (Zeyno’nun AVM gezme deneyimi çok az. Sevdiği de pek söylenemez. Ama “hayır” diyemeyen anneanneyi bulunca, gittikleri AVM gezisinde yaptığı iki kum boyamanın üstüne bir de dövme yaptırmayı; sonra da “annem bazen izin veriyor” diyerek hamburger-patates kızartması yemeyi ihmal etmemiş.)
Anneanne ile ev gezmelerine gidip, hamur işlerinin tadına vardı (Tanıdık şerbetli tatlılar her zaman favorisi. Ama böreklere de hayır diyemiyor)

Hafta sonu voleybol antremanlarına devam etti (heyecanla ve istekle devam ediyor voleybola. Bu tercihimizden biz de çok memnunuz, O da)

Süreyya’da “Çocuk Dünyası” oyununu izledi. (Biraz karışık ve çocuklar için zor bir oyundu. Birçok aile ve çocuk salondan mutsuz ayrıldı ama önde çalan orkestra ve danslar nedeniyle Zeyno oyunu sevdi.)
Tatilde piyano dersini es geçti (Bu başlıbaşına ve uzunca bir yazı konusu. Biraz daha yol alınca yazacağım)

5 yaşından sonra, düzen işleri daha kolay halloluyor artık. Gece geç yatıp, geç kalkmaların ardından; bir günce eski düzene döndük. Zeyno şimdilerde,

Sabah saat 8 gibi kalkıyor. İsteğine göre ya resim yapıyor, ya biraz piyano çalıyor ya da bizimle laflıyor.
Sabah 9’da çıkıyoruz evden. Okula bırakıyorum O’nu. Akşam 5’e doğru da alıyorum.
Eve dönüşte durumlar yine aynı. Resim, boyama, puzzle, boncuk ya da biraz tv...
Saat 7 gibi akşam yemeği. Ardından mutlaka küçük bi tatlı kaçamağı. Ve dans zamanı. Bize müzik açtırıp dans ediyor. Kimi zaman bale, kimi zaman pop. Bazen de birlikte dans videoları izliyoruz.
Saat 9, yatma hazırlığının başlangıcı. Pijama giyme, tuvalet faslı (ki bu bol sohbetli ve illa ki bilmeceli), diş fırçalama... Yarım saat sonra yatakta oluyor. Bazen benimle, bazen babayla. Kitap okuma faslı, sırt kaşıma seansı ve uyku...


Anneannede geçen tatilin ardından, eve gelir gelmez yapılan ilk şey: Anneanneye gitmeden önce suyla karıştırılıp, kaloriferin üstüne bırakılan oyun hamurları yeniden suyla karıştırılır. Vazodaki fulyalardan çiçekler koparılıp, bu renkli sıvıya batırılır. Ardından bir kağıt üstüne alınarak resim yapılır... Zeyno'nun evde vakit geçirmeyi sevmesine neden şaşırıyoruz ki?

2 yorum:

seda dedi ki...

merhaba bloğunuz gerçekten güzel kendinize ait istediğiniz gibi yazdığınız başarılı bir çalışma olmuş, bende kendime ait bir blog kurdum ve günlük tadında kızımla bana ait arada babadan da bahsedeceğim:)) yazılarım olsun istiyorum. sitenizi çok beğendim benim siteme de beklerim

http://nazlicanim.wordpress.com/

Nurdan Gencturk dedi ki...

Teşekkürler Seda Hanım,
zaman çok hızlı geçiyor ve çocuklar hemen büyüyüveriyor. Fırsat buldukça yazın bloğunuza; yıllar sonra insanın kendi kendine verdiği çok güzel bir armağan oluyor...