13 Aralık 2010 Pazartesi

Geniz eti büyüyor-muş

Bu sene Zeyno'nun doktoruyla mesaimiz 22 Ekim'de başlamıştı. Zeyno öksürmüştü, halsizleşmişti; biz de onu doktora götürmüştük. Bugüne kadar ilaçsız günü geçmedi.

Özetle: İlk kontroldeki hafif enfeksiyon için şurup kullandık. Geçirmedi. Ardından 1 şişe antibiyotik. Sonuç: enfeksiyon hali daha da vahim halde, son gaz devam. Bayram öncesi 3 kuvvetli iğne; tabii antibiyotik cinsinden. Ek olarak bi sürü şurup... Ve yaklaşık 10 gün önceki son kontrolde, doktorun 1 antibiyotik şurup, 1 fısfıs, 1 burun damlası ve 1 alerji şurubundan oluşan reçeteyi yazarken yaptığı açıklamalar: Geniz eti büyüyor. Bu sene okula da başladı. Bu kışı böyle geçireceksiniz, hazırlıklı ol! Antibiyotik bitince KBB uzmanına gitseniz iyi olur.

İlaçları kullandık ve geçen Cumartesi KBB uzmanına gittik. Sırayla kulaklar, burun ve boğazın kontrol edilmesinden sonra o doktorun açıklaması: Evet, geniz eti büyükçe. Ama büyüme-gelişmesini engelleyecek kadar değil. Ayrıca Zeynep büyüdükçe geniz eti küçülecek. Alerji şurubuna devam edin. Ek olarak bizim soğuk algınlıklarında önerdiğimiz x şurubundan verin. Burnunu serum fizyolojik ya da okyanus suyuyla sık sık yıkayın. Arada da sakız çiğnesin; bu mesaj etkisi yapar.

Zeynep şimdilerde iyi. O da, biz de onun burnundan nefes alamayan haline alıştık. Geceleri horluyor, lokmalarını çiğnemekte zorlanıyor, sürekli ağzından nefes aldığı için dudakları çatlıyor ve ufaktan kabuklanıyor. Ama dedim ya, hepimiz alıştık. Şuruplar içiliyor, fısfıs yapılıyor, burun arada bızıktırılıyor...

Başka mı neler oluyor bu aralar?

Artık okula "iyice" alıştı. Ağlama da yok, sabahları mızmızlanma da. Sadece, arada bir, okulda beni çok özlediğini hatırlatıyor bana. Okulda da iyiymiş. İlk zamanlar tadına bile bakmadığı yemekleri çoğunlukla yiyor, hiç yemek istemediklerinin bile tadına bakıyormuş. Arkadaşlarıyla ilişkisi iyiymiş, faaliyetlerin hepsine katılıyormuş.

Pembe ve mor takıntısı hat safhada. Neredeyse başka renkte bir şey giymek bile istemiyor. Buna ek olarak kokoşluk da en üst seviyede. Bütün kolyeler üstüste takılıyor, anneanneye sürekli tüllü, pullu taç siparişleri veriliyor.

Dans etmeye bayılıyor. Yeter ki bi yerlerde bi müzik çalsın.

Arada eski dönemlerden kalma kriz hortluyor ama genel olarak artık daha mülayim ve sakin. Genetik olarak anne ve babadan geçen inatçılık huyundan ise hiçbir zaman vazgeçeceğini sanmıyorum. Galiba bu duruma da hepimiz alıştık zaten.

Çene hiç kapanmıyor. Sürekli bır bır bır... Anlatıyor, soruyor, konuşuyor...

Zeyno hızla büyüyor!