20 Eylül 2010 Pazartesi

3 yaş ve taşınma halleri

En son nottan bu yana “bunu mutlaka yazayım” dediğim bi sürü şey oldu ve ben yine zamanında yazamadım tabii... Şimdi hepsini harmanlayıp, ortaya bi karışık yapacağım...

Önce 3 yaştan başlamalı. Zeyno artık 3 yaşında. Bu kez zamanında bi pasta kesmeyi bile beceremedik ama gelecek hafta bu bahaneyle Ada’ya gidip, hem arkadaşlara “hoşçakalın” demeyi hem de Zeynep’e 3 yaş mumunu üfletmeyi planlıyoruz.



3 yaş hallerine gelince. Meşhur 2,5 yaş krizinin ardından tam da dilimizi ısırtacak bi dönem başlamıştı. Kısa bir süre önce her şeye “hayırrr”, “istememm”, “yapmıycammm” diyen Zeyno, bir anda yine her şeye Calliou’nun tonlamasıyla “tamammm” der olmuştu. Her şey o kadar güllük gülistanlıktı ki, 3 yaşın mucize olduğuna inanmaya bile başlamıştım. Taaa ki, biz taşınma girişimlerine ciddi ciddi başlayana kadar!

Mayıs ayında belli olmuştu Ada’dan taşınacağımız. O günden beri de sürekli taşınacağımızdan bahsediyorduk Zeynep’e. Tatil boyunca hiç tepki göstermedi bu meseleye. Ada’ya döndük ve ufak ufak taşınma hazırlıklarına başladık. Önce kolileri topladık sağdan soldan ve evde içlerini ufaktan ufaktan doldurmaya başladık. Dananın kuyruğu da o zaman koptu işte. “Ben taşınmak istemiyorum” diye söylenmeye, her koliyle, her taşınma lafıyla daha da hırçınlaşmaya başladı bizimki. Öyle ki, bugüne kadar ondan görmeye hiç alışık olmadığımız tepkiler bile çıktı sahneye...

Çoğu zaman sabır gösterdik, kimi zaman kızdık, azarladık... Ve gün geldi taşındık...


4 gündür Beylerbeyi’ndeki yeni evimizdeyiz. Ama ne hemen balkonumuzun üstünden geçen Boğaz köprüsünün rengarenk ışıkları, ne neredeyse evimizin içinden geçen koca koca gemiler ve ışıklı, müzikli tekneler, ne hemen her akşam seyrettiğimiz havai fişek gösterileri, ne evimizin birkaç metre ötesindeki çocuk parkı, ne de pembeye boyalı yeni odası Zeyno’yu mutlu etmeye yetmedi. Her fırsatta “artık Ada’ya gidelim” deyip duruyor. “Hadi dondurma yemeye gidelim” deyince “Ali Abi’ye mi gidiyoruz?” diye soruyor.

Zamanla alışacağını biliyorum. Ama endişeliyim yine de (az önce bebekliğinden bu güne, ilk kez gece uykusunda kaka yapmış olması bu endişemi daha da arttırdı!)

Tüm bu depresif hallerin üstüne bir de anaokuluna başlamayı deneyecek yarın. Fikir olarak son bir senedir gayet açık olduğu bu “okula gitme” işiyle ilgili endişelerim korkuya varmış durumda. Eğer Ada’da olsaydık bu konuda hiç sorun yaşamayacağımızı tahmin ediyorum. Ama burda?! Yarın yaşayacağız ve göreceğiz. Zor bir dönem bekliyor bizi!