31 Ağustos 2009 Pazartesi

Sobe - Kreativ Blogger

Damla'nın annesi Yaprak sobelemiş beni. Daha doğrusu bir ödül vermiş: Kreativ Blogger. Ödülün logosunu buraya yükleyerek ve Yaprak'ın, yani ödülü aldığım kişinin bloğunun linkini vererek, ödüle layık olmanın ilk iki şartını yerine getirdim. Şimdi sıra diğer şartlarda.

Önce hakkımdaki 7 ilginç şeyi sıralamam gerekiyor. En zor şart da bu sanırım. Bilmiyorum, düşünüyorum ama aklıma gelmiyor... Aslında insanın kendiyle ilgili şeyleri sıralaması zor olan sanırım. Neyse, başlayayım bakalım:
1. Ani kararlar vermem ama verdiğim kararı aniden uygulayabilirim. Mesela "acaba kestirsem mi?" diye düşündüğüm saçlarımı, birden kestirebilirim. Ya da çok uzun süreli bir ilişkiyi, bir daha dönmemecesine bitirebilirim.
2. Planlamayı, organize etmeyi severim. Eğer organize ettiğim şeylerin sonucu güzel olur, paylaşan insanlar mutlu olursa, ben de çok mutlu olurum. Ama nereye kadar?
3. Sürprizleri severim.
4. Çikolataya ve makarnaya hiçbir zaman hayır diyemem.
5. Yeni tatlar denemeyi severim. Yiyemeyeceğim kadar kötü bir şey olsa bile en azından tadına bakarım.
6. Evi temizlemeden tatile çıkamam.
7. Yaşlılara hiç dayanamam; hemen salya sümük.

Aslında pek de ilginç şeyler değil ama en azından 7 şey yazabildim.

Sırada sevdiğim 7 bloğu sıralamak var.

1. hayatı paylaşırken - Pınar
2. ada kızım - Yapıncak
3. baba olmak - Özgür
4. sevgili sayfa - Gülfer
5. crebro - Meltem
6. duru'nun sayfası - Arınç
7. uçuşan düşünceleri yakalamak - Çağlayan

ve ödülü sevgili Pınar'a veriyorum...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Tam 45 gün tatil

Nerden başlasam, neyi anlatsam bilemiyorum. Tam 45 gün... 45 gün kesintisiz tatil yaptık. Hem de bilgisayarsız, hem de 1 aydan fazlası deniz kenarında. Niyetim az yazı, bol fotoğrafla bu uzun tatili özetlemek. Yine de kısa bir özet geçmek gerekirse:

Tatilin İzmir'de geçen ilk 5 günü tam bir hazırlık kampı gibiydi. Zeyno sık gece uyanmaları ve göğsünü kaplayan isilikle alışmaya çalıştı İzmir sıcağına. Tam bir su kuşu oldu; uykuya dalmadan, sokağa çıkmadan önce soğuğa yakın ılık duş alarak serinlemeye çalıştı. Tükenmek bilmeyen babaanne, hala, dede sevgisi ve ilgisini sonuna kadar kullandı. Bol bol kikirdedi, neredeyse her şeye "evet" denmesinin keyfini sürdü. Ve gidişiyle hüzünlendiği, ayrı kaldığı 5 gün boyunca telefonla konuşmayı reddettiği babasını karşısında görünce gözleri parıldadı.

5 gün sonra babasıyla karşılaştığı an. Zeyno babasına doğru koşar, hain baba bu anı belgeler

Zeyno için İzmir'in en keyifli yanı: Halaaaa

25 günlük Foça kısmı tek kelimeyle süperdi. Masmavi ve soğuk Ege suyu, lezzetle yenen deniz balıkları, kamp hayatının düzeni... Geçen sene denizi tamamen reddeden Zeyno, bu sene mavi sulara karşı daha yumuşak davrandı. Yine de temkinliydi ilk günlerde. Önce kıyıda oturup, çakıl taşlarıyla oynadı; sonra adım adım girdi denize. Oda önce kıyıdaki çocukların sonra "yaz aşkı" Doruk'un sayesinde. Yine de tam anlamıyla bir yüzme olmadı ama. Babanın kucağında, annenin ellerini tutarak...

Denizli ilk günler. Üstte tshirt, sahilde...

Muzip...

Cool

Neşeli

Sosyetik...

O bir küçük hanfendü

Kara Kampı - Deniz Bar / Gel keyfim gel...

Mıncık mıncık... Ohhh...

Ege'nin serin sularını izlerken...

Denizden sonra park zamanı

Foça sabahlarının klasiği: Toplanan çamfıstıklarını kırma

Bu ayın en favori hareketi

Foça pazarından alınan "bizelek"ler

Doğayı keşfe devam: "Anneeee, ben top topluyommm!"

Birkaç dakika arayla...

"Kediii, gel gellll"

Foça'dan İzmir'e dönüp, hızla 3. etaba hazırlandık. Yaz tatillerimizin olmazsa olmazı Datça'ya! Ve bu sene Datça tatilimizi Pınar'larla paylaştık. Daha 1 sene önce sanal alem sayesinde tanıştığımız arkadaşlarımız, biz hatunların yaptığı planla bir anda bu yılki tatil arkadaşlarımız, daha doğrusu komşularımız oldu. Çok da iyi oldu. Yanyana evlerde kaldık. Bizim evde, 30 günlük tatilin ardından kendini rölantiye alan ailenin yavaşlığı vardı; onların evde de hızla geçecek 9 günün her anını yaşamanın telaşı. Birbirimizi sınırlamadan, sıkmadan ama en güzel anları paylaşarak tatil komşuluğu yaptık. Geceleri gökyüzünden eksik olmayan Samanyolu'nu, hiç susmayan ağustos böceklerini, badem - incir ağaçlarını, bahçedeki patlıcanları, Palamutbükü'nün rüzgarını, mezelerin lezzetini, Duru'nun kolluklarını, likör eşliğinde içilen akşam kahvelerinin yanında hoş sohbeti, minik pastanenin pastasını ve daha neleri neleri paylaştık.

Arkadaşlık

Eteklerini uçurarak

Duru&Zeynep - Eski Datça

Terasta babaya sulanmaca

Ağaçtan incir toplama, terası yıkama, bahçe sulama... Çok iş var çok...

Şimdi dinlenme zamanı - Palamutbükü'nde keyif

Palamutbükü - Babaya poz vermece

Yakaköy - Yakamengen / Zeynep'le Rambo'nun tanışması

"Amma uzun olacak" dediğimiz tatil geçti, bitti. "Tatilde her şey serbest" modunda geçen 45 günün sonunda Zeyno'nun ne kadar değiştiğini eve gelince daha iyi anladık.

* Datça'nın Foça'ya göre oldukça sıcak olan suyu, Ertuğrul'a olan aşkının yeniden alevlenmesi ve Duru'nun kolluk-simit desteğiyle kendi kendine yüzen bir kızımız oldu
* Tatile çıkarken derdini kelimeleri birleştirerek anlatırdı, şimdi "gerçekten" konuşuyor. Hem de aralarına bağlaçlar eklenmiş, doğru takılarla süslenmiş kelimeleri bir araya getirerek
* Herhalde oynayacak kimseyi bulamadığında kumsalda kendi kendine oynamanın etkisiyle artık evde de kendi kendine vakit geçirebilmeyi öğrenmiş. Benim için ne büyük nimet.
* Son 10 gün devam eden ishal nedeniyle gözle görülür şekilde kilo verdi. Şimdilerde bu açığı kapatmaya çalışırcasına yiyor. Sonucu kontrolde göreceğiz
* Arabayı tatilin başında da sevmiyordu, sonunda da. Ne zaman bir yere gitmek için arabaya doğru yönelsek, "araba olmaz!" diyerek mızırdandı. Araba koltuğuna oturtmak ise çoğunlukla mümkün olmadı. E haksız da sayılmaz aslında; O'nun için seyahat demek vapur demek.
* Bu sene kalbim daha bi Ege'de kaldı. Şimdiden özledim oraları. Bu özlemle kısa dönem planlarında ve hayallerde ufak tefek değişiklikler bile yaptık. Kısmet!