24 Şubat 2009 Salı

Yeni tepki: Vurma

İlk nasıl oldu, nasıl başladı anlayamadık yine. Çok sık olmasa da, arada yüzümüze koca bir şaplak yiyoruz Zeyno'dan. Daha çok bir şeye kızdığında, en çok da istediği şeyi yapmayınca gösteriyor bu tepkiyi ama arada ortada (bizce) hiçbir neden yokken yaptığı da olmuyor değil. Tam da bu konuda ne yapmalı, ne etmeli, nasıl tepki göstermeli diye düşünürken, netten aşağıdaki bilgiyi buldum. 18. ayın gelişim özelliklerini anlatan uzunca bir yazının kısa bir paragrafı. Ve durumu çok güzel özetliyor:

Bu aylarda çocuğunuz çeşitli durumlara karşı olumsuz tepkiler geliştirebilir. Örneğin kızdığında ya da hayalkırıklığına uğradığında size veya yakından tanıdığı birisine vurarak tepkisini gösterir. Direktiflerinize bilinçli bir şekilde uymama eğilimi de gösterebilir. Örneğin dokunmamasını belirttiğiniz bir eşya ya da objeye sizin gözlerinizin içine bakarak özellikle dokunur. Onun söylediğiniz şeyi anladığı ve mesajı aldığından emin olduğunuz sürece bu tip küçük inatlaşmalarına sert karşılıklar vermeyin; konuyu büyütmek yerine bir süre için görmezden gelin. Çocuğunuz bu yaşta bile doğru davranışlarının etrafındaki yetişkinlerce pozitif tavırlarla (kucaklama öpme gülümseme gibi) ödüllendirildiğini yanlış davranışlarının ise olumsuz karşılandığını ya da görmezden gelindiğini farketmeye başlayacaktır.

Makarna hala favori


Makarna, hala Zeyno'nun favori yemeği. Hele bir de yoğurtlu olursa; hımmm hımmm... Önce kaşığıyla başlıyor yemeye. Bakıyor böyle çok yavaş ilerliyor işler, dayanamayıp daldırıyor ellerini. Ve son adım, makarnalar bittikten sonra tabaktaki yoğurtları yalama... Sonuç: Sonsuz bir mutluluk ve banyo...

Oyun kitapları

Oyun ablalarımız hayatımıza dahil olalı epey bir süre geçti. Zeyno ilk günden beri sorunsuz bir şekilde onlarla vakit geçiriyor. Havanın güzel olduğu günlerde, dışarı çıkıyorlar birlikte. O zaman sorun yok. Meyve ve su veriyorum yanlarına. Bulunabilecekleri alan sahil. Ağzına götürmemesine dikkat etmek koşuluyla topraklarla oynaması serbest. Yine dikkatli olmaları koşuluyla hayvanlarla da. Giderlerken, kapıda bana el sallayıp, öpücük yolluyor Zeyno. Ve gayet mutlu dönüyor eve. Bu günlerde sorun yok. Ama evde oldukları zaman birlikte geçirdikleri saatleri çok da verimli kullanmıyorlar. Evet, Zeyno bana ilişmeden zaman geçirdiğinden ben işlerimi yapabiliyorum ama gözlemleyince anladım ki, tek istediğim bu değilmiş...

Kızlar çocuk gelişimi bölümünde öğrenci oldukları için daha donanımlı olacaklarını düşünmüştüm. Ama öyle olmadı. Daha doğrusu onlar ilgili derslerinde daha çok 5-6 yaş grubu oyunlarını öğrendikleri için Zeyno'yla nasıl vakit geçireceklerini pek bilemiyorlar. Sonuçta Zeyno açısından verimsiz, onlar için de sıkıcı geçiyor saatler.

Sonunda bu işe bir çözüm bulmaya karar verdim ve ilk iş kitap araştırmasına giriştim. 4 kitap aldım ideefixe üzerinden:
* Çocukların Sevdiği 365 Yaratıcı Oyun (Pozitif Yayınları)
* Benimle Oynarmısın Anne 365 Eğitici Çocuk Oyunu (Timaş)
* Anneciğim Benimle Oynar mısın? (Platform)
* 12-36 Ay Bebekler İçin Beyin Geliştirici Zeka Oyunları (Platform)

Kitapları henüz detaylı olarak incelemedim. Ancak "Anneciğim Benimle Oynar mısın?" kitabı, 0-12 ay oyunlarını kapsıyormuş. Bu nedenle buradaki oyunlar Zeyno için biraz basitçe. Ama yine de fikir alınabilir. En çok yararlanacağım "12-36 Ay Bebekler İçin Beyin Geliştirici Zeka Oyunları" olacak sanırım. Ama onda da 18 ay için önerilen oyunların birçoğu, Zeyno'nun oynamaktan sıkıldığı ve artık pek ilgi göstermediği şeyler. İleri aylara bakmalı. Diğer iki kitapda ise daha çok okul öncesi dönem için öneriler var. Yani bu dört kitap da net olarak derdime derman olmadı ama yine de yararlanabileceğimi düşünüyorum.

Amacım bu kitaplar sayesinde Zeyno için farklı oyunlar/aktiviteler geliştirip, kızları da bu konuda yönlendirmek. Tabii bunun için her şeyden önce zamana ihtiyacım var. Ama bu çalışmayı yapmam şart. Çünkü günler uzayıp, havalar ısındıkça Zeyno'yu biz (ben ya da babası, tercihen birlikte akşamüstleri) dışarı çıkaracağız. Bu nedenle kızlarla evde daha çok vakit geçirecek. Ve bu vakit mümkün olduğunca kaliteli geçirilmeli. Hele hele Zeyno'nun tüm algı kapıları öğrenmeye bu kadar açıkken...

9 Şubat 2009 Pazartesi

Sobe - 161. sayfa, 5. cümle

Blog aleminden uzak kaldığım 10 gün içinde sevgili Çağlayan sobelemiş beni. En yakınımdaki kitabın 161. sayfasını açıp, 5. cümleyi yazmam gerekiyor.

En yakınımdaki (daha soğrusu kütüphaneye bakar bakmak gördüğüm) kitap, NTV Yayınları’ndan çıkan Cahillikler Kitabı. 161. sayfanın 5. cümlesi ise şöyle: Lawrence’ın biyografi yazarlarının çoğubunun Brett’in bir uydurması olduğuna inanır, çünkü Brett bu hikayeyi, ilk kez 1976’daki ölümünden birkaç ay önce anlatmıştır. (John Ruskin düğün gecesinde neye şaşırmıştır? sorusunun yanıtının son cümlesi)

Ve Defne’nin annesi sevgili Hülya. Sobeeee...

17. ay kontrolü

Tam 11 gündür anneanne kampındaydık. Osman'ın nöbetlerini ve gitmeyi planladığımız gezmeleri bahane edip, dönmedik eve. Bu "not molası"nın nedeni buydu işte.

Şimdi gelelim geçen bu süre içindeki en önemli not konusuna. Zeyno 17. ayını tamamladı ve doktor kontrolüne gittik. Bu kez boy-kiko-ateş ölçümünü daha soğukkanlılıkla karşıladı ama ağlamaya başlaması için Hilal Hanım'ın odaya girmesi yetti. Geçen 2 ayda Zeyno'nun boyu hiç uzamamış, hala 80 cm. Benim boy konusundaki takıntımı düşününce, günün en kötü haberi buydu. Ama Hilal Hanım boy ölçümünün hala %50-75 aralığında olduğunu söyleyip, geçen kontrolde 2,5 santim uzamış olduğunu hatırlattı. Bazen böyle olurmuş. Yani bir ay çok uzayıp, daha sonraki ay hiç uzamayabilirmiş. Göreceğiz bakalım... Kilo 500 gr artışla 11.400 gr olmuş. (Artık Zeyno'yu kaldırıp indirirken ve kucaklarken zorlanmamızın nedeni bu demek ki!) Kafa ölçüsü de 48.4. Hilal Hanım "bu kız koca kafalı ama kafasının içi akıl dolu" dedi.

Boğazında, ciğerlerinde herhangi bir ters durum yok. Ortakulak iltihabından da geriye herhangi bir şey kalmamış. Hal böyle olunca DBT (difteri, boğmaca, tetanoz) aşısının 4. dozu ile çocuk felci aşısının 4. dozu yapıldı. Geriye sadece 1 aşımız kaldı, o da gelecek ay olacağı Hepatit.

Muayene sonucunda "emzirmeye en azından yaza kadar devam" kararına varıldı. Bu arada kısa süre önce kendisine gelen iki vakayı hatırlatıp, uyardı Hilal Hanım beni. Zeyno'nun elinde boya kalemiyle yürümesine izin yok. Bir hastası elindeki boya kalemiyle gözünün korneasını çizmiş. Ayrıca ısırarak ceviz yemesi de yasak. Yine kısa süre önce bir hastasının ciğerinden şamfıstığı çıkarılmış. Ceviz yasağını hemen uygulamaya koyduk ama boyalar konusunda başarılı olduğum söylenemez. Yine de elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum.

Özellikle son 1 aydır Zeyno'nun "son durum"ları sık sık değiştiğinden böyle bir yazı toparlamamıştım. Ama madem 17. ayı bitirdik, aklıma gelenleri sıralayayım:

* Yemek konusunda "teklif var, ısrar yok" tutumun halen devam ediyor. Zeyno da kimi zaman bayılarak yediği bir yemeği kimi zaman şiddetle reddedebiliyor. Kaliteli besinler almasına dikkat ederek, bu konuda O'nu elimden geldiğince rahat bırakmaya çalışıyorum.
* Öğlen uykusu saat 13:00-15:00 arası. Ve yine meme emerek uykuya geçiliyor. Akşam uyku saati de şu sıralar 20:30-21:00 civarı. Uykuya dalış elbette yine memede. Gece kaç kere uyanacağı ise tam bir muamma. 2 ila 8 arası bir rakam olabilir. Sabah kalkış saati, gece uyanma sayısına bağlı olarak 6:45-08:00 arası.
* Öğrendiği şeyler listesini artık tutmuyorum, tutamıyorum. Her gün, her saat, hatta her an yeni bir şeyler yapıp, bizi şaşırtıyor. Ağzımızdan çıkan özellikle 2 heceli kelimeler anında taklit ediliyor. Hareketler de.
* Ailecek hepimizin vardığı sonuç: Artık Zeyno'nun anlamadığı hiçbir şey yok.